وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَمَا مَسَّنَا مِن لُّغُوبٍ
"Andolsun gökleri, yeri ve ikisi arasındakini altı günde yarattık; ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı."
Hadîd 57/4 bahsinde bu ifade geniş olarak işlendi; tekrarlamıyorum. Oradaki tespitlerin özeti:
"يَوْم kelimesi Arapçada yalnızca 'yirmi dört saatlik gün' demek değildir. Kökün asıl anlamı bir zaman dilimi, bir devredir. […] altı 'gün'ün ne kadar sürdüğü bildirilmemiştir ve bilinmemektedir. Bu belirsizliği kapatıp modern kozmoloji ya da jeoloji dönemleriyle birebir eşleştirmeye çalışmak, STYLE'da yasaklanan fennî zorlamadır."
Kāf'a özgü olan şudur: burada ifadenin ardından gelen cümle farklıdır. Hadîd'de "altı gün"ün ardından istivâ, maiyyet ve gözetim geliyordu. Burada yorgunluğun olumsuzlanması geliyor.
- لَغَبَ / لَغِبَ — yoruldu, bitkin düştü.
- لُغُوب — yorgunluk; özellikle bir işten sonra gelen bitkinlik.
- لَاغِب — yorgun.
Dilciler kelimeyi ta'ab (yorulma) ile karşılaştırır ve lüğûbu onun sonucu olarak açıklar: ta'ab çalışmanın kendisindeki zorlanma, lüğûb ise çalışmadan sonra kalan bitkinlik.
Bu ayrım kesin değildir ve dilciler her yerde aynı şekilde ayırmaz; ama nakledilir ve ayetle uyumludur: iş bittikten sonraki hâl anılıyor.
Ve olumsuzlama yine tam: mâ messenâ min lüğûb — min burada da olumsuzluğu tamlıyor: hiçbir yorgunluk.
مَسّ — kök م-س-س. Dokunmak. Kelimenin seçimi dikkat çekicidir: "yorulmadık" denmiyor, "bize yorgunluk dokunmadı" deniyor. Yorgunluk, dışarıdan gelip değen bir şey gibi anlatılıyor ve o değme gerçekleşmiyor.
Ve ikisinin arasındaki fark, sûredeki yerleriyle uyumludur: on beşinci ayet delil bölümünde, soru biçiminde; otuz sekizinci ayet kapanış bölümünde, hüküm biçiminde.
Klasik tefsirlerde bu ayetin sonundaki ifade için bir arka plan kaydedilir ve bunu aktarmadan geçmek eksiklik olur. Ama nasıl aktarılacağı önemlidir.
Kaydedilen şey şudur: müfessirlerin bir kısmı, "bize hiçbir yorgunluk dokunmadı" ifadesinin, yaratılıştan sonra Allah'ın dinlendiği yolundaki bir anlayışa cevap olduğunu söyler.
Şimdi bu kaydı yerine oturtmak için birkaç şey söylemek gerekiyor ve her birini ayrı ayrı, ölçüsünü belirterek söylüyorum.
Bir. Tevrat'ın yaratılış anlatısında yedinci günde dinlenmeden söz edilir. Tekvîn 2/2-3'te, Tanrı'nın yedinci günde işini bitirip dinlendiği ve o günü kutsadığı anlatılır. Bu, metnin kendi ifadesidir ve doğrulanabilir bir bilgidir.
İki. Bu ifadenin nasıl anlaşılacağı, o metni kutsal sayan geleneklerde ayrıca tartışılmıştır ve o geleneklerin kendi içinde "dinlenme"yi yorumlayan görüşleri vardır. Bu tefsirde başka bir dinin metni ya da geleneği hakkında toptan hüküm kurulmaz — STYLE'da yazılı olan ilke budur. Dolayısıyla "şu din şöyle inanır" biçiminde bir cümle kurmuyorum.
Üç. Ayetin belirli bir metne cevap verdiği kesin değildir. Kur'an bu ifadeyi bir tartışma bağlamında değil, kendi delil dizisinin içinde kullanıyor: on beşinci ayetteki soruyu tamamlıyor. Nüzul sebebi olarak bir rivayet aktarmıyorum, çünkü sıhhatini veremiyorum.
Dört. Ve şu ayrım kaydedilmelidir: "dinlenme" ile "yorulma" aynı şey değildir. Bir metnin dinlenmeden söz etmesi, zorunlu olarak yorgunluktan söz ettiği anlamına gelmez.
Beş. Ayetin kendi içinde yaptığı iş bellidir ve tartışmalı değildir: Allah hakkında beşerî sınırların olumsuzlanması. Yorulmak, gücü tükenmek, bir işin ardından toparlanmaya ihtiyaç duymak — bunlar sonlu varlıkların hâlleridir.
Ve bu, Kur'an'ın tekrar eden ilkesiyle uyumludur: "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur" (Şûrâ 42/11). Fecr bahsinde de aynı ilke kaydedilmişti.
Bu beş maddeyi bu ölçüde ve bu sırayla veriyorum, çünkü meselenin tarihî tarafı gerçektir ama iddia edilebilecek olan sınırlıdır.
İtiraz şudur: yaratmak zor bir iştir; bir kez yapılmıştır; ikinci kez yapılması için yeni bir güç gerekir.
Ayet, öncülü kaldırıyor: ilk yaratma bir külfet doğurmadı. Öyleyse tekrarı için bir güç toplama meselesi de yok.
| Ayet | Delil | Türü |
|---|---|---|
| 6-11 | Gök, yer, bitki, ölü toprak | Gözlem |
| 12-14, 36 | Helâk olan kavimler | Tarih |
| 15 | İlk yaratma | Kıyas (soru) |
| 38 | Altı gün ve yorulmama | Kıyas (haber) |