وَقَالَ قَرِينُهُۥ هَٰذَا مَا لَدَىَّ عَتِيدٌ
- قَرَنَ بَيْنَ شَيْئَيْن — iki şeyi bir araya getirdi, bağladı.
- قِرَان — birleştirme; nikâh akdi için de kullanılır.
- قَرْن — boynuz; ve nesil (aynı zamanda bir arada yaşayanlar).
- قِرْن — denk, akran.
- قَرِين — sürekli beraber olan, ayrılmayan arkadaş.
Kelimenin altındaki resim, iki hayvanın aynı boyunduruğa koşulmasıdır. Karîn, yanında yürüyen değil; aynı bağa bağlı olan.
| Görüş | Karîn kim | Gerekçe |
|---|---|---|
| Melek | 17-18. ayetlerdeki kayıt meleği; getirdiği kaydı sunuyor | Atîd kelimesi 18. ayette melek için kullanılmıştı; cümle bir kayıt sunumu gibi kurulmuş |
| Şeytan / eşlik eden cin | İnsana musallat olan yoldaş | 27. ayette karînühû açıkça kendini savunan bir varlıktır: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım" |
| İhtimal | Sonuç |
|---|---|
| Aynı | İkisi de şeytandır; 23'te getirdiğini sunuyor, 27'de sorumluluğu reddediyor |
| Farklı | 23 melek, 27 şeytandır; kelime iki ayrı varlık için kullanılmıştır |
Bu ihtilafta tercih dayatmıyorum. Her iki okumanın da dayanağı vardır: birinciyi kelimenin tekrarı, ikinciyi cümlelerin muhtevası destekler.
Kaydedilebilecek bir gözlem: yirmi üçüncü ayetteki cümle bir teslim cümlesidir (işte, hazır), yirmi yedincideki bir savunma cümlesi. İki farklı iş.
Ve atîd kelimesi, yukarıda kaydedildiği gibi, on sekizinci ayetten geri dönüyor. Aynı zarf da tekrarlanıyor: ledeyhi → ledeyye.
| Ayet | İfade | Kimin yanında |
|---|---|---|
| 18 | ledeyhi rakîbun atîd | Kişinin yanında |
| 23 | hâzâ mâ ledeyye atîd | Karînin yanında |
| 28-29 | lâ tahtasımû ledeyye / mâ yübeddelü'l-kavlü ledeyye | Allah'ın katında |
| 35 | ve ledeynâ mezîd | Allah'ın katında |