لَئِنۢ بَسَطتَ إِلَىَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِى مَآ أَنَا۠ بِبَاسِطٍ يَدِىَ إِلَيْكَ لِأَقْتُلَكَ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Le-in besatte ileyye yedeke li-taktülenî mâ ene bi-bâsitın yediye ileyke li-aktülek · İnnî ehâfu'llâhe rabbe'l-âlemîn
"Sen beni öldürmek için bana elini uzatsan da, ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
Bu cümle, Kur'an'ın dizim bakımından en dikkatle kurulmuş cümlelerinden biridir. İki yarısını yan yana koymak gerekir:
| Birinci yarı (şart) | İkinci yarı (cevap) | |
|---|---|---|
| Fiil | Besatte — mâzî (olmuş gibi) | Mâ ene bi-bâsitın — isim cümlesi |
| Kip | Fiil cümlesi | İsim cümlesi + bâ te'kid harfi |
| Anlamı | "Uzatırsan" | "Uzatacak değilim" |
Karşı tarafın fiili bir fiil cümlesiyle veriliyor — fiil cümlesi Arapçada oluş ve yenilenme bildirir; bir defa olan, gerçekleşen bir iş.
Kendi tavrı ise isim cümlesiyle veriliyor — isim cümlesi Arapçada sabitlik ve süreklilik bildirir. Üstelik haberin başına te'kid için bâ konmuş (bi-bâsitın), ve mâ ile olumsuzlanmış.
Yani cümle "seni öldürmeyeceğim" demiyor. "Ben, sana el uzatan biri değilim" diyor. Reddedilen şey bir eylem değil, bir konumdur.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki yarının farklı cümle cinsinde kurulmuş olmasıdır.
| Ayet | İfade | Kim | Anlam |
|---|---|---|---|
| 5/11 | En yebsutû ileyküm eydiyehüm | Bir topluluk | Saldırı |
| 5/28 | Mâ ene bi-bâsitın yediye ileyk | Âdem'in oğlu | Saldırıdan kaçınma |
| 5/64 | Bel yedâhü mebsûtatân | — | Cömertlik |
Aynı kök, aynı sûrede, üç ayrı yönde. Bunu bir sûre içi tekrar olarak kaydediyorum; kelimenin değeri her seferinde edatı ve fâili tarafından belirleniyor.
Cümle "sen benim kardeşimsin", "öldürmek kötüdür", "senden korkuyorum" demiyor. Gerekçe, karşısındakiyle ilişkisinden değil, kendisinin Allah'la ilişkisinden alınıyor.
Kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı gerekçenin biçimidir: karşılık vermemenin sebebi acizlik ya da duygusal bağ olarak konsaydı, ikisi de değişebilir şeylerdir. Gerekçe değişmeyen bir yere bağlanınca, tavır da sabitleniyor. Bu, cümlenin isim cümlesiyle kurulmuş olmasıyla da uyumludur.
رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ — ve isim, en geniş hâliyle anılıyor. Fâtiha'de işlendi. Kardeşine yapılan bir şeyden söz edilirken, bütün âlemlerin sahibinin anılması, meselenin ölçeğini belirliyor.