وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ وَٱلنَّصَٰرَىٰ نَحْنُ أَبْنَٰٓؤُا۟ ٱللَّهِ وَأَحِبَّٰٓؤُهُۥ ۚ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُم ۖ بَلْ أَنتُم بَشَرٌ مِّمَّنْ خَلَقَ
Ve kāleti'l-yehûdü ve'n-nasârâ nahnu ebnâü'llâhi ve ehıbbâüh · Kul fe-lime yuazzibüküm bi-zünûbiküm · Bel entüm beşerun mimmen halak · Yağfiru li-men yeşâü ve yuazzibü men yeşâ' · Ve lillâhi mülkü's-semâvâti ve'l-ardı ve mâ beynehümâ · Ve ileyhi'l-masîr
"'Biz Allah'ın oğulları ve sevdikleriyiz' dediler. De ki: Öyleyse niçin günahlarınız yüzünden size azap ediyor? Hayır; siz de O'nun yarattıklarından bir beşersiniz. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah'ındır; dönüş de O'nadır."
Bu ayet, bir önceki ayetten farklı bir iddiayı konu ediyor. 5/17'deki iddia Allah hakkındaydı; buradaki iddia kendileri hakkındadır: bir imtiyaz iddiası.
| Adım | Cümle | Ne yapıyor |
|---|---|---|
| 1 | Fe-lime yuazzibüküm bi-zünûbiküm? | İddiayı kendi kabulleriyle sınıyor — imtiyaz varsa ceza niye |
| 2 | Bel entüm beşerun mimmen halak | Kategoriyi düzeltiyor |
بَلْ — Arapçada idrâb edatı: önceki cümleyi geçersiz kılıp yerine yenisini koyar. "Hayır, öyle değil; şöyle."
ب-ش-ر kökü: derinin dış yüzü; ve buradan insan (derisi görünen canlı). Aynı kökten büşrâ (müjde) gelir — çünkü müjde alan kişinin yüzünün derisi değişir. Kök Meryem'de ve İnsân'de işlendi.
Ve mimmen halak kaydı — "yarattıklarından" — teb'îz edatıyla geliyor: bir grubun içindeki bir birim. Ayrıcalık iddiasının karşısına konan şey, kalabalığın içinde bir yer olmaktır.
Kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı ayetin cevap biçimidir: bu ayetin reddettiği şey, belirli bir topluluğa özgü bir hata değil, bir düşünce biçimidir — mensubiyetin kendiliğinden bir güvence sağladığı düşüncesi.
Ve bu ölçü Kur'an'da bir kez daha, bu defa muhataplara yöneltilir. Bakara 2/221'de kaydedilmişti: karşılık topluluk adına değil vasfa bağlanır. Aynı ölçü, aynı ayette hem karşı tarafa hem — ilkenin genelliği gereği — okuyana bakar.
Bu ayet, bu tefsirde bir grup hakkında toptan hüküm kurmama tavrının Kur'an içindeki dayanaklarından biridir: ayet, mensubiyetten hüküm çıkarmayı iddia edenlerin ağzında reddediyor. Aynı işlemi ters yönde yapmak da aynı sebeple tutarsız olurdu.