وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
Bu cümlenin ilk yarısı, dördüncü ayette birebir aynı lafızla geçmişti. İki ayet arayla tekrarlanıyor. Değişen tek şey sondaki isim çiftidir:
| Ayet | Cümle | Kapanış |
|---|---|---|
| 4 | ve lillâhi cünûdü's-semâvâti ve'l-ard | ve kâne'llâhu عَلِيمًا حَكِيمًا |
| 7 | ve lillâhi cünûdü's-semâvâti ve'l-ard | ve kâne'llâhu عَزِيزًا حَكِيمًا |
- Dördüncü ayette cümle müminlere sekîne indirilmesi bağlamında gelmişti. Oraya Alîm (bilen) konmuş — çünkü kalplere inen bir şeyden söz ediliyordu ve kalpleri bilen O'dur.
- Yedinci ayette cümle karşı tarafın azabı bağlamında geliyor. Oraya Azîz (karşı konulamayan) konmuş — çünkü bir hükmün infazından söz ediliyor.
Bu, Kur'an'da sık görülen bir kapanış tekniğidir ve Haşr'de aynı olgu üzerinde durulmuştu: aynı cümle, iki ayrı isim çiftiyle iki ayrı işi kapatır.
`` 4 — orduları Allah'ındır → müminler: sekîne 5 — müminler: bahçeler 6 — karşı taraf: azap 7 — orduları Allah'ındır ``
Yani iki grubun ayrıldığı bölüm, aynı cümlenin iki tekrarı arasına konmuş. Bu, sûrenin en düzenli yapısal örgüsüdür ve şunu söyler: iki grup da aynı mülkün içindedir. Ayrışma, sahiplik değişikliği değildir.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, ama dizim verisi açıktır: cümlenin iki kez, tam bu iki noktada tekrarlanması metinde durmaktadır.
Bu blokta ve kâne'llâhu… kalıbı iki kez geçti (4, 7). Sûre boyunca bu kalıp — ya da onun bir varyantı — dokuz ayetin sonunda görünür: 4, 5, 7, 11, 14, 19, 21, 24, 26. Sûrenin ritmi büyük ölçüde bu tekrarla kurulur: her bölüm, bir isim çiftiyle mühürlenir.