وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً يَأْخُذُونَهَا ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
Ayet, 18. ayetteki esâbehüm (onlara karşılık verdi) fiiline bağlanan ikinci nesnedir: onlara yakın bir fetih ve alacakları birçok ganimet verdi.
Ve kelime seçimi anlamlıdır. On beşinci ayette meğânim geride kalanların talep ettiği şeydi; burada aynı kelime, biat edenlere verilen şeydir. Aynı kelime, dört ayet arayla iki farklı yerde duruyor: bir yerde istenen, bir yerde verilen.
Fiil muzâri: ye'huzûnehâ — "alacakları", "almakta oldukları". Henüz olmamış bir şey, olmakta olan gibi anlatılıyor.
Bu isim çifti sûrede ikinci kez geliyor (7 ve 19). Ve iki yerde de bağlam bir hükmün infazıdır: yedinci ayette azap, burada bir taksimin gerçekleşmesi.
Ve buradaki yeri özellikle anlamlı. Ganimetin kime verileceği bir taksim meselesidir ve taksimler tartışma doğurur — nitekim sûrede tam bu tartışma anlatılmaktadır (15). Ayet, taksimi iki isimle kapatıyor: Azîz (kararı geri çevrilemeyen) ve Hakîm (kararı yerli yerinde olan).