وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَتَعْسًا لَّهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَٰلَهُمْ
Kök: ت-ع-س. Dilcilerin kaydettiği somut anlam şudur: yüzüstü düşmek, tökezleyip kapaklanmak. Te'ise'r-racülü — adam sürçüp yüzüstü düştü. Karşıtı olarak إِنْتِعَاش (doğrulup kalkmak) kaydedilir.
| 47/7 | 47/8 | |
|---|---|---|
| Kime | İman edenlere | İnkâr edenlere |
| Verilen | وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ — ayaklarınızı sabitler | فَتَعْسًا لَّهُمْ — yüzüstü düşmek onlara |
| Resim | Ayak yerde tutar | Ayak kayar, yüz yere gelir |
Bu, metinde duran bir karşıtlıktır ve kelimelerin somut anlamları bilinmeden görünmez. "Ayaklarınızı sabitler" ile "onlara helâk olsun" yan yana konduğunda bir bağ görünmez; ama "ayak yerde tutar" ile "yüzüstü kapaklanmak" yan yana konduğunda bağ kendiliğinden çıkar.
Ve bu, kök tahlilinin ne işe yaradığının iyi bir örneğidir: kelimelerin somut anlamı, ayetler arasındaki bağı görünür kılıyor.
تَعْسًا mansûbdur ve fiili yoktur. Nahivciler bunu mef'ûl-i mutlak sayar; takdiri: et'asehümü'llâhu ta'sen — "Allah onları yüzüstü düşürsün".
Yani fiil düşürülmüş, masdar kalmış — tıpkı dördüncü ayetteki fe-darbe'r-rikâb gibi. Sûre bu kalıbı iki kez kullanıyor.
Ve Arapçada bu kalıp, bedduâ ve dua cümlelerinin standart biçimidir: sakyen lehû, tebben lehû. Nitekim Tebbet sûresinin açılışı (tebbet yedâ Ebî Leheb) Tebbet (Mesed)'de işlendi; oradaki kalıpla bu ayet aynı ailedendir.
| 1 | İnkâr edenler → edalle a'mâlehüm |
| 2 | İman edenler → keffera / asleha |
| 3 | Gerekçe |
| 4-6 | Savaş düzenlemesi; ve len yudille a'mâlehüm |
| 7 | İman edenler → yensur / yüsebbit |
| 8 | İnkâr edenler → ta'sen / edalle a'mâlehüm |
Sekiz ayet, aynı cümleyle açılıp aynı cümleyle kapanıyor. Ve arada bir savaş düzenlemesi var. Yani düzenleme, iki grubun tarifi arasına yerleştirilmiş.