أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَىٰٓ أَبْصَٰرَهُمْ
Ve bu, kelimenin bu ayetteki dizimini anlamlı kılıyor: lânet önce geliyor, ardından iki fiil. Yani uzaklaştırma bir sonuç değil, bir başlangıç.
أَصَمَّ — kök ص-م-م, if'âl babı: sağır etmek. Ve kökün asıl anlamı: bir şeyin içinin dolu, tıkalı olması. Hacerun esammu — içi boşluksuz, som taş. Sammâ' — deliksiz, sağlam.
Yani sağırlık, kökte "kulağın tıkanması, içinin dolması" olarak adlandırılıyor — bir organın eksikliği değil, bir geçidin kapanması.
- esammehüm — "onları sağır etti". Nesne, kişilerin kendisi.
- a'mâ ebsârahüm — "gözlerini kör etti". Nesne, organ.
Bu asimetri müfessirlerin dikkatini çekmiştir ve şöyle izah edilir: Arapçada asamme fiili doğrudan kişiye nispet edilir (esammehû), a'mâ ise hem kişiye hem göze nispet edilebilir. Yani fark, kullanımdan gelebilir.
Bir gözlem daha kaydediyorum — kendi okumamdır: cümlede kulak organı hiç anılmıyor, göz organı anılıyor. Ve bu, sûrenin daha önceki iki sahnesiyle uyumlu: 16. ayette dinleme vardı ama kulaktan söz edilmiyordu; 20. ayette bakma vardı ve bakış tarif edilmişti.
| Ayet | Duyu / organ | Ne oluyor |
|---|---|---|
| 16 | Kulak — yestemiu | Dinliyor, hiçbir şey almıyor |
| 16 | Kalp — tabaa alâ kulûbihim | Mühürlü |
| 17 | (karşıt) | Artıyor |
| 20 | Göz — yenzurûne ileyke | Bakıyor, görmüyor |
| 23 | Kulak + göz | Sağır ve kör edilmiş |
| 24 | Kalp — akfâlühâ | Kilitli |
Ve bu üçlü, Kur'an'ın standart üçlüsüdür. A'râf 7/179'da (12. ayette anmıştım) aynı üçlü sayılır: "kalpleri var anlamazlar, gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler." Bakara 2/7'de de aynı üçlü: kalpler ve kulaklar mühürlenmiş, gözlerin üzerinde perde.
Bu, kelâmın en eski tartışmalarından biridir ve bu tefsirde o tartışmaya girmiyorum. Sebebi STYLE'dır: mezhep görüşleri aktarılabilir ama tercih edilemez, ve bu meselede aktarma bile ancak uzun bir bağlamla dürüst olur.
Bir. Ayetin başında bir فَ var: leanehümü'llâhu fe-esammehüm. Fâ, sıra ve sebep bildirir. Yani sağırlaştırma, lânetin ardından geliyor.
İki. Ve lânetin kendisi de bir sebebe bağlanmıştı: 22. ayetteki fiiller. Sûre, üçüncü ayetten beri hükümlerin gerekçesini vermeyi sürdürüyor.
Üç. Ve sûrenin bir sonraki ayeti (24), bir soru soruyor: "Kur'an'ı tedebbür etmiyorlar mı?" — yani muhataptan hâlâ bir fiil bekleniyor.
Bu üçüncü nokta önemlidir: eğer kapanma mutlak ve geri dönüşsüz olsaydı, bir sonraki ayetin sorusu anlamsız olurdu.