وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ ۖ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ · وَقِيلِهِۦ يَٰرَبِّ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ لَّا يُؤْمِنُونَ
Ve le-in seeltehüm men halakahüm le-yekūlünnallâh · Fe-ennâ yü'fekûn · Ve kîlihî yâ rabbi inne hâülâi kavmün lâ yü'minûn
"Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan, mutlaka 'Allah' derler. Öyleyse nasıl çevriliyorlar? Ve onun sözü: 'Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir topluluk.'"
Yukarıda (43/9 bahsinde) kurduğum karşılaştırmayı burada tamamlıyorum:
| 43/9 | 43/87 | |
|---|---|---|
| Soru | men halaka's-semâvâti ve'l-ard | men halakahüm |
| Ölçek | Evren | Kendileri |
| Cevap | halakahünne'l-azîzü'l-alîm | Allâh |
| Ardından | Nimet listesi (10-13) | fe-ennâ yü'fekûn |
Ve cevabın ikinci seferde kısalması kaydedilmelidir: dokuzuncu ayette cevap iki sıfatla geliyordu; burada tek kelime: Allâh.
"إِفْك — kök أ-ف-ك: bir şeyi yönünden çevirmek, ters yüz etmek. Yani 'uydurma' derken kullanılan kelime, 'çevrilmiş' demektir."
Kalıp kaydedilmeye değer ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: ayet "nasıl dönüyorlar" demiyor, "nasıl çevriliyorlar" diyor. Fiil edilgen. Ve sûrenin otuz altıncı ayetinde bir eşlikçinin denk getirildiği söylenmişti.
Ve ennâ soru edatı kaydedilmelidir: Arapçada ennâ hem "nasıl" hem "nereye/nereden" anlamına gelir. Yani soru bir yön sorusudur.
| Okuyuş | Nereye bağlanıyor | Anlam |
|---|---|---|
| kîlihî (mecrûr) | Seksen beşinci ayetteki ilmü's-sâaha atıf — "ve onun sözünün bilgisi O'nun katındadır" | Söz de kayda geçmiş |
| kîlihî (mecrûr) | Gizli bir yemin harfine — "onun sözüne andolsun" | Yemin |
| kîlehû (mansûb) | Gizli bir fiile (ve ya'lemü kîlehû) — "onun sözünü de bilir" | Bilinme |
| kîlehû (mansûb) | Seksen üçüncü ayetteki zerhüme — "ve onun sözünü bırak" | Zayıf bulunur |
Bu ihtilafta tercih dayatmıyorum. Kaydedilecek olan şudur: hangi izah alınırsa alınsın, cümlenin muhtevası aynıdır — bir şikâyetin kayda geçmesi.
قِيل — ق-و-ل kökünden bir mastardır (kavl, kîl, makāle aynı kökün mastarlarıdır). Dilciler kîl kalıbının, söylenmiş sözü isim hâline getirdiğini kaydeder.
Bunu kendi okumam olarak veriyorum ve dayanağı cümlenin muhatabıdır: cümle karşı tarafa söylenmiyor. Rabbe söyleniyor.
Yani sûrenin son sözlerinden biri, peygamberin insanlara değil, Allah'a söylediği bir cümledir. Ve cümle bir talep içermiyor — bir ceza istemiyor, bir yardım istemiyor. Yalnız bir tespit bildiriyor.