وَنَادَوْا۟ يَٰمَٰلِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ ۖ قَالَ إِنَّكُم مَّٰكِثُونَ
م-ل-ك kökü: bir şeye sahip olmak, üzerinde tasarruf yetkisi bulunmak. Kök Mülk'de ayrıntılı işlendi ve orada bu sûrenin 85. ayeti de anılmıştı.
Kur'an'ın cehennem görevlileri hakkında verdiği diğer bilgiler Müddessir'de toplanmıştı ve orada bu ayet anılmıştı:
"Kur'an'ın cehennem görevlileri hakkında verdiği diğer bilgiler: 'Üzerinde katı ve sert melekler vardır' (Tahrîm 66/6); ve bir sesleniş: 'Ey Mâlik!' (Zuhruf 43/77)."
Bir kıraat farkı nakledilir: yâ Mâli (sondaki kâf düşürülerek) biçiminde bir okuyuş da kaydedilmiştir. Arapçada nidâda ismin sonundan harf düşürülmesi (terhîm) bilinen bir kullanımdır. Anlamda fark üretmiyor.
| Öğe | Ne diyor |
|---|---|
| li-yakdı | Emir lâmı — "bitirsin" |
| aleynâ | Üzerimize — bitirilecek olan biziz |
| rabbük | "Senin Rabbin" — rabbünâ değil |
| Okuma | Ne der |
|---|---|
| 1 | Aracı arama — kendileri doğrudan seslenemedikleri için görevliden yardım istiyorlar |
| 2 | Mesafenin itirafı — ilişkinin koptuğunun kendi ağızlarından kaydı |
Ama şu kaydedilebilir ve bir dizim gözlemi olarak veriyorum: sûrenin altmış sekizinci ayetinde hitap doğrudandı — yâ ibâdi ("ey kullarım"). Yetmiş yedinci ayette ise sesleniş bir görevliye yapılıyor ve Rab, bir başkasının Rabbi olarak anılıyor.
ق-ض-ي kökü: bir işi tamamlamak, bitirmek, hükmü sonuçlandırmak. Ve kadâ aleyhi terkibi "işini bitirdi, öldürdü" anlamındadır.
- مَكَثَ — kaldı, bekledi.
- مُكْث / مَكْث — bir yerde durup beklemek; ve ağır davranma, acele etmeme.
- مَاكِث — kalan, bekleyen.
Kur'an'da kök birkaç yerde geçer ve çoğunda beklemek anlamındadır: Neml 27/22 (fe-mekese ğayra baîdin — "çok geçmeden geldi"); Tâhâ 20/10 (ümküsû — "durun, bekleyin"); İsrâ 17/106 (li-takraehû ale'n-nâsi alâ mükşin — "insanlara ağır ağır okuyasın diye").
Ve Hâkka'de bu ayetin bir başka ayetle bağı kurulmuştu (yâ leytehâ kâneti'l-kādıye — Hâkka 69/27, "keşke o iş bitirici olsaydı"); orada bu ayet destek olarak anılmıştı ve bağlayıcı sunulmamıştı. Aynı kaydı koruyorum.
A'lâ'de de bu ayet anılmıştı — orada lâ yemûtü fîhâ ve lâ yahyâ (A'lâ 87/13) ile birlikte. İki ayet aynı şeyi söylüyor: ne bitiyor ne sürüyor.