وَيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ
Cedel — tartışmak, çekişmek. Kökün somut anlamı dikkat çekicidir: cedele'l-habl — ipi sıkıca bükmek, örmek. Cedîl — sağlam bükülmüş ip.
Dilcilerin kaydettiği geçiş şudur: tartışan iki taraf, birbirinin sözünü bükerek örer; her biri kendi tarafına çeker. Yani kelime, bir ip çekişmesi resmi taşıyor.
| Ayet | Kelime | Konu | Kökün resmi |
|---|---|---|---|
| 18 | yümârûne fi's-sâa | Saat | Sağmak — söz çekip çıkarmak |
| 35 | yücâdilûne fî âyâtinâ | Ayetler | Bükmek — ip çekişmesi |
İki kelime de "tartışmak" diye çevrilir ama farklı resimler taşır. Bu, doğrulanabilir bir dil olgusudur.
Kelime Kāf'de Kāf sûresinin fâsıla dizisinde geçmişti (hel min mahîs, 50/36) ve orada tarihî toplulukların kaçış aradığı bağlamda kullanılıyordu.
Buradaki kullanımın farkı: orada geçmişteki topluluklar, burada tartışanlar. Ve ortak nokta, kelimenin bir kaçış kelimesi olmasıdır.
Ve ya'leme kelimesi mansûb gelmiştir ve bu, gramercilerin üzerinde durduğu bir noktadır. Nakledilen izahlar:
| İzah | Ne der |
|---|---|
| 1 | Gizli bir en ile mansûb: "…ve bilsinler diye" — bir amaç cümlesi |
| 2 | Öncesindeki cevap cümlesine atfedilmiştir |
Anlam her iki durumda da yakındır: bilme, önceki iki ihtimalin (durma ve batma) amacı ya da sonucu olarak konuyor.