Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Şûrâ 31. ayet

Kur'an · 42. sûre: Şûrâ · 31. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

42/31

وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ ۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

Ve mâ entüm bi-mu'cizîne fi'l-ard; ve mâ leküm min dûni'llâhi min veliyyin ve lâ nasîr

"Siz yeryüzünde âciz bırakabilecek değilsiniz. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost vardır ne bir yardımcı."

مُعْجِزِين — kök ع-ج-ز

Acz, kökün asıl anlamıyla bir işin arkasında kalmak, yetişememektir. Acüz — bir şeyin arka tarafı, kıç. Dilciler bağı şöyle kurar: yapamayan kişi, işin gerisinde kalır.

Mu'ciz (IV. bâb ism-i fâili) — "başkasını âciz bırakan". Yani cümle "siz âciz değilsiniz" demiyor; "siz O'nu âciz bırakamazsınız" diyor.

Ve bi- zâid harfi olumsuzlamayı pekiştiriyor — altıncı ayetteki bi-vekîl gibi.

Sekizinci ayetin tekrarı

Cümlenin ikinci yarısı, sekizinci ayetin cümlesidir. İkisini yan yana koyuyorum:

AyetCümleKim hakkında
8ve'z-zâlimûne mâ lehum min veliyyin ve lâ nasîrOnlar — üçüncü şahıs
31ve mâ leküm min dûni'llâhi min veliyyin ve lâ nasîrSiz — ikinci şahıs

Aynı cümle, iki ayrı şahısla, yirmi üç ayet arayla. Bu, metinden doğrulanabilir bir olgudur ve sûrenin yapısı bölümünde kaydedildi.

Kendi okumam olarak kaydediyorum: üçüncü şahısla söylenen bir hüküm, uzakta duran biri hakkındadır; ikinci şahısla söylendiğinde okuyucunun üzerine gelir. Sûre aynı hükmü iki kez, iki ayrı mesafeden veriyor.

Ve min dûni'llâh kaydı eklenmiş: sekizinci ayette bu kayıt yoktu. Yani cümle burada bir istisna bırakıyor: Allah'tan başka yoktur — Allah'ın kendisi bunun dışındadır.


Şûrâ sûresinin tamamı