إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ إِن فِى صُدُورِهِمْ إِلَّا كِبْرٌ مَّا هُم بِبَٰلِغِيهِ
"Kendilerine gelmiş bir delil olmadan Allah'ın âyetleri hakkında tartışanların göğüslerinde, ulaşamayacakları bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur."
| İfade | Ne diyor |
|---|---|
| İn fî sudûrihim illâ kibr | Tartışmanın altında yatan şey büyüklük hevesi |
| Mâ hüm bi-bâliğîh | Ve ona ulaşamayacaklar |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı cümlenin kendisidir: ayet, tartışmanın görünen konusunu değil, arkasındaki isteği adlandırıyor. Ve o isteğin karşılıksız olduğunu ekliyor: ulaşılamayacak bir büyüklük.
Ve bu teşhis, sûrenin üçüncü bloğuyla örtüşüyor: Fir'avn'ın kule yaptırma isteği (36-37) tam olarak ulaşılamayacak bir yüksekliğe çıkma girişimiydi. Aynı fiil (bulûğ — ulaşmak) orada da kullanılmıştı: lealli eblüğu'l-esbâb.
| Ayet | Kim | Neye ulaşmak istiyor | Sonuç |
|---|---|---|---|
| 36 | Fir'avn | el-Esbâb — göklerin yolları | Kule ile |
| 56 | Tartışanlar | Kibr — büyüklük | Mâ hüm bi-bâliğîh |
فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ — ve emir: sığın. Fussilet 41/36'da aynı emir aynı biçimde geçmişti (fe'steız billâh) ve orada işlendi.