يستفتونك قل الله يفتيكم في الكلالة إن امرؤ هلك ليس له ولد وله أخت فلها نصف ما ترك وهو يرثها إن لم يكن لها ولد فإن كانتا اثنتين فلهما الثلثان مما ترك وإن كانوا إخوة رجالا ونساء فللذكر مثل حظ الأنثيين يبين الله لكم أن تضلوا والله بكل شيء عليم
Yesteftûnek, kulillâhu yüftîküm fi'l-kelâleh, ini'mruün heleke leyse lehû veledün ve lehû uhtün fe-lehâ nısfü mâ terak, ve hüve yerisühâ in lem yekün lehâ veled, fe-in kânete'sneteyni fe-lehüme's-sülüsâni mimmâ terak, ve in kânû ihveten ricâlen ve nisâen fe-li'z-zekeri mislü hazzı'l-ünseyeyn, yübeyyinullâhu leküm en tedıllû, vallâhu bi-külli şey'in alîm
"Senden fetva istiyorlar. De ki: Allah size kelâle hakkında fetva veriyor. Bir kişi ölür, çocuğu bulunmaz ve bir kız kardeşi olursa, bıraktığının yarısı onundur. Kız kardeşin çocuğu yoksa erkek kardeş de ona vâris olur. İki kız kardeş iseler, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Erkekli kadınlı kardeşler iseler, erkeğe iki kadının payı kadar düşer. Allah size açıklıyor ki sapmayasınız. Allah her şeyi bilir."
Bu ayetten klasik fıkhın en teknik bahislerinden biri doğmuştur. Bu bölümde o bahse girilmiyor ve hiçbir fıkhî hüküm verilmiyor.
Bu kayıt, sûrenin on birinci ayeti bahsinde de düşülmüştü ("Önce bir usul kaydı — ve bu kayıt on birinci, on ikinci ve yüz yetmiş altıncı ayetlerin tamamı için geçerlidir") ve oraya dayanıyorum. Orada yazılanların özeti:
- Paylar yalnızca ayetin kendi lafzından tabloya konur.
- Hesap tartışmalarına — payların toplamı aştığında ya da eksik kaldığında ne yapılacağına — girilmez.
- Mezhepler arasındaki farklar bu metnin konusu değildir.
- Aşağıdaki tablo bir fetva değildir ve bir uygulama rehberi olarak okunamaz. Bağlayıcı değildir.
Tablo, ayetin kendi cümlelerini sırasıyla verir. Tabloya ayetin lafzı dışında hiçbir şey eklenmemiştir.
| Durum (ayetin lafzı) | Ayetin verdiği pay |
|---|---|
| İni'mruün heleke leyse lehû veledün ve lehû uhtün | Fe-lehâ nısfü mâ terak — bıraktığının yarısı |
| Ve hüve yerisühâ in lem yekün lehâ veled | Erkek kardeş ona vâris olur — miktar belirtilmiyor |
| Fe-in kânete'sneteyni | Fe-lehüme's-sülüsâni mimmâ terak — üçte iki |
| Ve in kânû ihveten ricâlen ve nisâen | Fe-li'z-zekeri mislü hazzı'l-ünseyeyn |
Ve tabloda görülen bir şey kaydedilmelidir: ayet dört durum sayıyor ve üçünde açık bir kesir veriyor, birinde vermiyor. Bu, sayılabilir bir olgudur.
Kelime bu sûrenin on ikinci ayetinde de geçmişti ve orada "كَلَٰلَة — kelimenin çözümü" başlığı altında ayrıntılı işlendi. Oraya dayanıyorum ve tekrarlamıyorum.
| Ayet | Lafız | Konu |
|---|---|---|
| 12 | Ve in kâne racülün yûrasü kelâleten ev'mraetün | Bir kardeş ya da kız kardeş — altıda bir |
| 176 | Yüftîküm fi'l-kelâle | Kız kardeş(ler) ve kardeşler |
İki ayetin farkı kaydedilmelidir ve bu bir metin verisidir: on ikinci ayette tek bir kardeş için bir pay verilir; yüz yetmiş altıncı ayette birden fazla durum sayılır. Bu farkın nasıl bağdaştırılacağı klasik fıkhın konusudur ve bu metnin konusu değildir.
Ve terkip mislü hazzı'l-ünseyeyn, sûrede ikinci kez geçiyor: on birinci ve yüz yetmiş altıncı ayetlerde. Bu, sayılabilir bir olgudur.
| İzah | Nasıl |
|---|---|
| A | Takdirinde bir olumsuzluk vardır: en lâ tedıllû — "sapmayasınız diye" |
| B | Kerâhete en tedıllû takdirindedir — "sapmanız istenmediği için" |
Ve bu, sûrenin yirmi altıncı ayetiyle örtüşüyor: yürîdüllâhu li-yübeyyine leküm. Aynı fiil, sûrenin ortasında bir irade bildirimi, sonunda bir gerekçe olarak geçiyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin ortak fiilidir: sûre, hükümlerinin niçin konduğunu iki kez söylüyor — ve iki seferinde de cevap açıklamaktır.
"Yapının en dikkat çeken tarafı, sûrenin son bölümünün bir fetva ile açılıp bir fetva ile kapanmasıdır. Yüz yirmi yedinci ayet ve yesteftûneke fi'n-nisâ diye başlar ve yetim kızları anar; yüz yetmiş altıncı ayet yesteftûneke diye başlar ve kelâle hükmünü verir."
"Sûre el-erhâm (akrabalık bağları) kelimesiyle açılır (1) ve kelâle — yani ne çocuğu ne babası olan kişinin mirası — bahsiyle kapanır (176)."
Sûrenin son hükmü, arkasında ne çocuk ne baba bırakan kişinin payını kardeşlerine bağlıyor. Yani bağ en ince yerinde bile kesilmiyor; bir halka daha uzağa taşınıyor.