وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٰجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ
"Allah sizi topraktan, sonra bir damladan yarattı; sonra sizi çiftler kıldı. Hiçbir dişi, O'nun bilgisi olmadan ne gebe kalır ne doğurur. Ömrü uzatılan kimsenin ömrünün uzatılması da, kısaltılması da mutlaka bir kitaptadır."
وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِ — Fussilet 41/47'de aynı cümle işlendi (ve mâ tahmilü min ünsâ ve lâ tedau illâ bi-ilmih) ve orada meyvenin tomurcuktan çıkışıyla birlikte anıldığı kaydedilmişti: bilginin kapsamı en gizli süreçler üzerinden tarif ediliyor. Oraya dayanıyorum.
وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِ — cümlenin anlamı üzerinde dilciler durur:
| Okuma | Anlam |
|---|---|
| 1 | Bir kişinin ömrünün uzaması ya da kısalması, kitapta yazılıdır |
| 2 | Uzun ömürlü ile kısa ömürlü iki ayrı kişi kastedilir; ikisinin de süresi yazılıdır |
İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum ve kader tartışmasına girmiyorum. Ayetin lafzî olarak söylediği şey, sürenin kayıtlı olmasıdır.
Ve ecelin müsemmâ terkibiyle bağlantısı kaydedilmeye değer: sûre kırk beşinci ayette aynı fikri toplum ölçeğinde tekrarlayacak.