Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Sebe' 6. ayet

Kur'an · 34. sûre: Sebe' · 6. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

34/6

وَيَرَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ هُوَ ٱلْحَقَّ وَيَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

Ve yera'llezîne ûtü'l-ilme'llezî ünzile ileyke min rabbike hüve'l-hakka ve yehdî ilâ sırâti'l-azîzi'l-hamîd

"Kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hakkın ta kendisi olduğunu ve onun, üstün ve övgüye lâyık olanın yoluna ilettiğini görürler."

İki taraf, iki fiil

Üçüncü ayette bir söz vardı: kāle'llezîne keferû. Altıncı ayette bir görme var: yera'llezîne ûtü'l-ilm.

AyetKimFiilNe yapıyor
3Ellezîne keferûKāledediİddia ediyor
6Ellezîne ûtü'l-ilmYerâgörüyorTeşhis ediyor

Karşıtlık kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum, dayanağı iki fiilin cinsidir: bir taraf konuşuyor, öteki taraf görüyor. Söz ile görme karşı karşıya konmuş. Ve rü'yet burada gözle görme değil, kalple teşhis anlamındadır — Arapçada fiilin bu kullanımı yaygındır.

أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ — fiil meçhuldür: "kendilerine ilim verilenler". Yani ilim, kazanılan bir şey olarak değil, verilen bir şey olarak anılıyor. Fâtır (Melâike) 35/28'de (innemâ yahşallâhe min ıbâdihi'l-ulemâ) bilenlerle haşyet arasındaki bağ işlenmişti; oraya dayanıyorum ve buradaki farkı kaydediyorum: Fâtır'da bilenler korkuyordu, burada görüyorlar.

Ve ayette kimin kastedildiğine dair daraltıcı bir hüküm kurmuyorum. STYLE gereği: ayetin tarif ettiği bir vasıftır — ilim verilmiş olmak — ve kim o vasfı taşırsa ona dahildir.

صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ — ve yolun sahibi iki isimle anılıyor. İkincisi kaydedilmelidir: el-hamîd. Sûre birinci ayette hamd ile açılmıştı; altıncı ayette hamd kökü bir isim olarak geri dönüyor. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir bağdır.


Sebe' sûresinin tamamı