وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْتَرِى لَهْوَ ٱلْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا
"İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce, Allah yolundan saptırmak için oyalayıcı sözü satın alır ve onu alaya alır."
ل-ه-و kökü: oyalanmak, asıl işten alıkoyan şeyle meşgul olmak. Kök Hadîd, Cum'a, Tekâsür ve Muhammed'de işlendi. Tekrarlamıyorum.
Hadîs (söz) kelimesi Câsiye 45/6'da, Vâkıa 56/81'de ve Zümer 39/23'te işlendi — ve orada kaydedilen şey burada işe yarıyor: Kur'an kendisini de hadîs diye anar, hatta ahsenü'l-hadîs der.
| Görüş | Lehve'l-hadîs ne |
|---|---|
| 1 | Boş, asılsız sözler ve hikâyeler — insanları oyalayıp asıl meseleden uzaklaştıran anlatılar |
| 2 | Şarkı ve çalgı — bazı müfessirler bu kapsamı zikreder |
| 3 | Amacına göre belirlenen her söz — ayetin kendi kaydına bağlı |
Tercih dayatmıyorum ve fıkhî hüküm vermiyorum. Mezheplerin bu konudaki görüşleri farklıdır ve bu ayetin o tartışmadaki yeri de ihtilaflıdır.
Ama ayetin kendi koyduğu kayıt kaydedilmelidir ve bu bir metin verisidir: li-yudılle an sebîlillâhi bi-ğayri ilm — "bilgisizce, Allah yolundan saptırmak için." Yani ayet sözün cinsini değil, hangi maksatla satın alındığını niteliyor. Cümlede bir gaye bildirimi (li-yudılle) var ve hüküm ona bağlanmış.
يَشْتَرِى — "satın alır". Fiil kaydedilmeye değer: ortada bir bedel ödeme var. İnsan oyalayıcı sözü bedava almıyor — ona bir şey veriyor.