وَلَوْ أَنَّمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَٰمٌ وَٱلْبَحْرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَٰتُ ٱللَّهِ
"Yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsa, deniz de — ardından yedi deniz daha katılarak — mürekkep olsa, yine Allah'ın kelimeleri tükenmezdi."
| Öğe | Ne |
|---|---|
| Mâ fi'l-ardı min şecere | Bütün ağaçlar — kalem olarak |
| El-bahru … seb'atü ebhur | Deniz + yedi deniz — mürekkep olarak |
Ve sebân (yedi) sayısı üzerinde dilciler durur: Arapçada bu sayı çoğu zaman belirli bir adet değil, çokluk bildirir. Bu izahı nakledildiği şekliyle aktarıyorum.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cümlenin yapısıdır: ayet, tükenmezliği bir sıfat olarak söyleyip geçmiyor — tükenmenin nasıl ölçüleceğini gösteriyor ve o ölçünün yetmediğini bildiriyor. Yani soyut bir iddia, sayılabilir bir malzemeyle kuruluyor.
كَلِمَٰتُ ٱللَّه — "Allah'ın kelimeleri". Bu terkibin neyi kapsadığı klasik tefsirlerde tartışılmıştır: ilmi, hükümleri, yaratma emirleri, ya da tümü. İhtilafı aktarıyor, tercih dayatmıyorum.