يَٰبُنَىَّ أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ وَأْمُرْ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱنْهَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَآ أَصَابَكَ إِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ
"Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır ve başına gelene sabret. Şüphesiz bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir."
| Sıra | Emir | Yön |
|---|---|---|
| 1 | Ekımi's-salâte | İçe / yukarı |
| 2 | Ve'mur bi'l-ma'rûf | Dışa — olumlu |
| 3 | Ve'nhe ani'l-münker | Dışa — olumsuz |
| 4 | Va'sbir alâ mâ esâbek | Yine içe — sonuç |
Sıralama kaydedilmeye değer ve kendi okumam olarak veriyorum: dördüncü emir, ikinci ve üçüncünün doğal sonucunu karşılıyor. Yani insanlara bir şey söylemenin bedeli olduğu, listenin kendi içinde kabul edilmiş. Sabır, öğüdün yanına bir süs olarak değil, gerekli bir donanım olarak konmuş.
عَزْمِ ٱلْأُمُور — azm: kök ع-ز-م, kesin karar; kökte "kesip atmak" anlamı da kaydedilir. Ahkāf 46/35'te ülü'l-azmi mine'r-rusül işlendi; oraya dayanıyorum. Aynı kök, bir yerde peygamberlerin sıfatı, burada işlerin sıfatı.