إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخْفَىٰ عَلَيْهِ شَىْءٌ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ · هُوَ ٱلَّذِى يُصَوِّرُكُمْ فِى ٱلْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَآءُ
İnnallâhe lâ yahfâ aleyhi şey'ün fi'l-ardı ve lâ fi's-semâ' · Hüve'llezî yusavviruküm fi'l-erhâmi keyfe yeşâ'
"Şüphesiz Allah'a yerde ve gökte hiçbir şey gizli kalmaz. · Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur."
Kur'an'ın olağan sıralaması es-semâvât ve'l-ardtır — gök önce. Burada tersi: fi'l-ardı ve lâ fi's-semâ'.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum ve üzerine kesin bir hüküm kurmuyorum. Klasik tefsirlerde bunun bir sonraki ayetle bağlantılı olduğu söylenir: altıncı ayet rahimden söz ediyor — yani yerin en gizli yerinden.
Kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir: dizim, gizliliğin derecesine göre kurulmuş görünüyor. Gökte olan uzaktır ama görünür; yerde olan yakındır ama örtülüdür. Ve ayet, örtülü olanı öne alıyor.
ص-و-ر kökü: bir şeye biçim vermek, suret çizmek. Sûret — biçim. II. bâb (tasvîr) tekrarı ve inceliği bildirir.
Buradaki kayıt kaydedilmeye değer: keyfe yeşâ' — "nasıl dilerse". Yani ayet biçimin kaynağını değil, biçim üzerindeki tasarrufu konu ediyor.
Ve yeri önemlidir — bunu kendi okumam olarak veriyorum: sûre, otuz beşinci ayette bir kadının karnındakini adamasıyla açılan bir kıssaya girecek ve o kadın beklediğinden başkasını doğuracak. Altıncı ayet, o kıssanın hükmünü kırk ayet önceden koymuş oluyor: rahimdeki biçim, isteyenin elinde değil.
Bunun bir "bilimsel işaret" olarak okunmadığını açıkça kaydediyorum. Ayet embriyoloji anlatmıyor; tasarrufun kimde olduğunu söylüyor.