وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّبِعُوا۟ سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَٰيَٰكُمْ وَمَا هُم بِحَٰمِلِينَ مِنْ خَطَٰيَٰهُم مِّن شَىْءٍ
"İnkâr edenler, iman edenlere: 'Bizim yolumuza uyun, günahlarınızı biz yüklenelim' dediler. Oysa onlar, bunların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir."
| Cümle | Ne diyor |
|---|---|
| Ve mâ hüm bi-hâmilîne min hatâyâhüm min şey' | Taşıyamazlar |
| Ve le-yahmilünne eskālehüm ve eskālen mea eskālihim (13) | Kendi yükleri artar |
Ve bu, dizinde işlenen yük ilkesinin bir uygulamasıdır: Necm 53/38, Zümer 39/7, Fâtır (Melâike) 35/18 ve Lokmân 31/33. Beş yerde aynı ilke, beş ayrı sahnede.
Fâtır'daki ekleme burada işe yarıyor: orada yakın akraba bile yükü taşıyamazdı. Burada taşımayı teklif eden biri var — ve teklifin geçersizliği aynı ilkeyle kapatılıyor.
Ve ikinci ayet bir ayrım koyuyor: ve eskālen mea eskālihim — "kendi yükleriyle birlikte başka yükler." Yani saptıranın kendi yükü artıyor; ama sapan da kendi yükünü taşımaya devam ediyor. İki cümle birbirini tamamlıyor.