Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Şuarâ 131-135. ayetler

Kur'an · 26. sûre: Şuarâ · 131-135. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

26/131-135

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ · وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ · أَمَدَّكُم بِأَنْعَٰمٍ وَبَنِينَ · وَجَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ · إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Fettekullâhe ve etîûn · Vettekullezî emeddeküm bimâ ta'lemûn · Emeddeküm bi-en'âmin ve benîn · Ve cennâtin ve uyûn · İnnî ehâfü aleyküm azâbe yevmin azîm

"Öyleyse Allah'tan sakının ve bana uyun. · Size bildiğiniz şeyleri bol bol verenden sakının: · size hayvanlar ve oğullar verdi, · bahçeler ve pınarlar. · Doğrusu ben, büyük bir günün azabından korkuyorum sizin için."

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ — ikinci geçiş

Cümle bu kıssada ikinci kez geçiyor (126 ve 131) ve arada üç ayetlik suç listesi var. Bunun ne anlama geldiği "Sûrenin omurgası" bölümünde Tablo 4'te işlendi; tekrarlamıyorum.

أَمَدَّكُم — kök م-د-د

م-د-د kökü: uzatmak, çekmek, aralıksız devam ettirmek. Medd — uzatma. IV. bâb (emedde) genellikle yardım ve destekle beslemek anlamındadır: sürekli sağlamak.

Ve fiilin tekrarı kaydedilmelidir: iki ayette iki kez.

AyetİfadeNesne
132Emeddeküm bimâ ta'lemûnBelirsiz — "bildiğiniz şeylerle"
133Emeddeküm bi-en'âmin ve benînBelirli — sayılıyor

Yani ayet önce genel diyor, sonra sayıyor. Arapçada buna icmâl sonra tafsîl (önce toplu, sonra ayrıntılı) denir ve dikkat çekme işlevi görür.

Ve bimâ ta'lemûn kaydedilmelidir: "bildiğiniz şeylerle". Yani delil olarak yeni bir bilgi getirilmiyor; muhatabın zaten bildiği şey delil yapılıyor.

Dört nimet — ve sûre içindeki karşılıkları

NimetAyetSûrede başka nerede
En'âm — hayvanlar133
Benîn — oğullar13388lâ yenfeu mâlün ve lâ benûn
Cennât — bahçeler13457min cennâtin ve uyûn (Fir'avn kavminden alınan)
Uyûn — pınarlar13457, 147 (Semûd'a verilen)

Yani sûre aynı iki kelimeyi (cennât ve uyûn) üç ayrı kavim için kullanıyor: Fir'avn kavminden alınıyor (57), Âd'a veriliyor (134), Semûd'a veriliyor (147).

Bu, metinden doğrulanabilir bir tekrardır. Ve kendi okumam olarak şunu kaydediyorum: sûre, üç ayrı kavme aynı kelimelerle aynı şeyi veriyor ve üçünde de sonuç aynı oluyor. Nimetin cinsi değişmiyor; nimeti alanların tutumu değişiyor — ve mühür, üçünün de arkasından aynı cümleyle geliyor.

إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ — korkunun yönü

Ve cümlenin dizimi kaydedilmelidir: ehâfü aleyküm — "sizin için korkuyorum".

Harf-i cer alâ'dır. Ehâfü minküm ("sizden korkuyorum") değil, ehâfü aleyküm ("sizin adınıza korkuyorum").

Ve bu, sûrenin on dördüncü ayetiyle karşılaştırılabilir: Mûsâ fe-ehâfü en yaktülûn demişti — kendisi için korku. Burada Hûd, muhatabı için korkuyor.

AyetKimİfadeKorkunun yönü
12MûsâEhâfü en yükezzibûnKendisi için
14MûsâFe-ehâfü en yaktülûnKendisi için
135HûdEhâfü aleykümMuhatabı için

Bu, metinden doğrulanabilir bir farktır. Ve sûrenin üçüncü ayetiyle aynı hattadır: elçinin muhatabı için taşıdığı yük.

عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيم — terkip sûrede üç kez geçiyor: 135 (Hûd), 156 (Sâlih), 189 (Şuayb — azâbe yevmin azîm olarak). Üç ayrı kıssada aynı ifade. Bu, metinden doğrulanabilir bir tekrardır.


Bu bölümde çözümlenen kökler

م-د-د

Şuarâ sûresinin tamamı