طسٓمٓ · تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ
Bahis dizinde defalarca kuruldu (Bakara, Yâsîn, Sâd, Kāf, Kalem) ve tekrarlanmıyor. Özeti: bu harflerin anlamı hakkında kesin bir bilgi nakledilmemiştir; en dürüst tutum, bilinmediğini söylemektir.
Buraya eklenecek olan tek şey bir metin verisidir: tâ-sîn-mîm harfleri Kur'an'da iki sûrenin başında geçer — Şuarâ (26) ve Kasas (28). Aradaki Neml sûresi ise tâ-sîn ile başlar. Yani 26, 27, 28 sıralı üç sûre aynı harf ailesiyle açılır ve üçü de Mûsâ kıssasını anlatır. Bu, sayılabilir bir örtüşmedir.
Dizim nüktesi kaydedilmeye değer: ayetler muhatabın elindedir, okunmaktadır — yani yakındır. Ama uzak işaret zamiri kullanılıyor. Arap dilcileri bu kullanımı ta'zîm (yüceltme) olarak açıklar: uzağı gösteren zamir, işaret edilen şeyin mertebece yüksekliğini bildirir.
Aynı açılış Kur'an'da birkaç sûrede tekrarlanır: tilke âyâtü'l-kitâbi'l-hakîm (Yûnus 10/1), tilke âyâtü'l-kitâbi'l-mübîn (Yûsuf 12/1), tilke âyâtü'l-kitâbi'l-hakîm (Lokmân 31/2 — Lokmân'de işlendi). Şuarâ, Yûsuf ile aynı sıfatı kullanıyor: el-mübîn.
Kök dizinde birçok yerde çözümlendi (Zuhruf 43/2, Duhân 44/2, Yâsîn) ve tekrarlanmıyor. Oradaki tarif: kökün çekirdeğinde ayrılık, iki şeyin arasının açılması vardır; beyn — ara. Bir şey ayrıştığında görünür olur.
Ve mübîn ism-i fâildir, yani "açıklanmış" değil "açıklayan". Bu ayrım burada anlamlıdır: kitap yalnız anlaşılır değil, anlaşılır kılandır.
| Ayet | Terkip | Neyi niteliyor |
|---|---|---|
| 2 | el-kitâbi'l-mübîn | Kitap |
| 32 | sü'bânün mübîn | Asânın dönüştüğü şey |
| 97 | dalâlin mübîn | Sapkınlık |
| 115 | nezîrun mübîn | Nûh'un kendisi |
| 195 | lisânin arabiyyin mübîn | Dil |
Yani sûre açıklık kelimesiyle açılıyor ve 195. ayette aynı kelimeyle dile bağlanıyor. Bu bağ 192-199 bölümünde işlenecek.