وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلْقُرْءَانُ جُمْلَةً وَٰحِدَةً كَذَٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَٰهُ تَرْتِيلًا · وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَأَحْسَنَ تَفْسِيرًا
"İnkâr edenler dediler ki: 'Kur'an ona tek seferde toptan indirilmeli değil miydi?' Biz onu böyle yaptık ki kalbini onunla pekiştirelim; ve onu ağır ağır, düzenleyerek okuduk. Onlar sana bir örnek getirdiklerinde, biz sana mutlaka hakkı ve en güzel açıklamayı getiririz."
| Gerekçe | İfade |
|---|---|
| 1 | Li-nüsebbite bihî fuâdek — kalbi pekiştirmek |
| 2 | Ve rattelnâhü tertîlâ — ağır ağır, düzenleyerek okumak |
رَتَّلَ — kök ر-ت-ل: dişlerin düzgün ve aralıklı dizilişi. Buradan düzenli, aralıklı, acele etmeden anlamı gelir. Kök Müzzemmil 73/4'te (ve rattili'l-kur'âne tertîlâ) işlendi. Tekrarlamıyorum.
| Yer | Kim yapıyor |
|---|---|
| Müzzemmil 73/4 | İnsan — emir: ağır ağır oku |
| Furkān 25/32 | Metin — haber: onu ağır ağır indirdik |
Aynı kök, biri emir biri haber. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: okuma biçimi, iniş biçimine benziyor.
ف-س-ر kökü: açmak, örtüsünü kaldırıp açıklamak. Dilciler kökün, hastanın durumunu anlamak için bakılan şey (tefsira) ile ilişkisini kaydeder — yani içeriye bakıp durumu ortaya çıkarmak.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: bu tefsirin adını taşıyan kelime, Kur'an'da tek bir yerde ve "en güzel açıklama" terkibinde geçiyor. Ve cümlenin kuruluşu bir yöntem bildiriyor: getirilen her örneğe karşılık, hem hak hem tefsir veriliyor — yani hem doğru olan hem açıklaması.