وَٱلْقَوَٰعِدُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ ٱلَّٰتِى لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَٰتٍۭ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Ve'l-kavâidü mine'n-nisâi'llâtî lâ yercûne nikâhan fe-leyse aleyhinne cünâhun en yeda'ne siyâbehünne ğayra müteberricâtin bi-zîneh, ve en yesta'fifne hayrun lehünn, vallâhu semîun alîm
"Evlenme beklentisi kalmamış, oturup kalmış yaşlı kadınların, zînetlerini göstermeksizin dış elbiselerini bırakmalarında bir sakınca yoktur. Yine de iffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir."
Kök: ق-ع-د. Somut anlamı oturmak. Kaade — oturdu; kâid — oturan; makad — oturulacak yer; kavâid — temeller (bir binanın oturduğu yer).
Ve kelimenin bu bağlamdaki anlamı, dilcilerin kaydettiği bir kullanımdır: yaşı ilerlemiş, artık evlilikten ve doğumdan oturmuş (geri kalmış) kadınlar.
Kelime, kök anlamıyla bir hareketsizlik bildiriyor. Ve ayet bunu bir eksiklik olarak değil, bir durum olarak anıyor.
Ve ayet, kelimeye bir de açıklama ekliyor: ellâtî lâ yercûne nikâhan — "evlenme beklentisi olmayanlar".
Kök: ب-ر-ج. Somut anlamı görünmek, ortaya çıkmak, belirmek. Bürc — kule, gözetleme yeri (uzaktan görünen yapı). Ve teberrüc: bir şeyi göstermek, açıkça sergilemek.
Kelimenin kökündeki resim kayda değer: bürc, uzaktan görülmek üzere yapılmış yapıdır. Ve müteberrice: görünmek üzere davranan.
Ve kaydın işi şudur: ayet bir kolaylık getiriyor, ve hemen ardından kolaylığın maksadını sınırlıyor. Yani ruhsat, gösterme maksadına dönüştürülemez.
| Ayet | Kayıt | Ne kapatıyor |
|---|---|---|
| 31 | li-yu'leme mâ yuhfîne min zînetihinne | Kuralın dolanılması |
| 60 | ğayra müteberricâtin bi-zîne | Ruhsatın amaç değiştirmesi |
Bu ayrım, Bakara'nin uzun teşrî bölümlerinde birçok yerde geçiyordu — özellikle boşanma ve emzirme hükümlerinde: bir izin verilir, sonra "şu daha hayırlıdır" denir.
ٱسْتَعَفَّ — kök ع-ف-ف; otuz üçüncü ayette çözümlendi. Kelimenin sûrede iki kez, iki farklı grup için geçmesi kayda değer: