وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
| İzah | Gerekçe |
|---|---|
| 1 | Emanetler çoktur ve çeşitlidir (mal, söz, görev, sır); ahit ise tek bir bağlanma cinsidir |
| 2 | Ahd burada cins ismidir; tekil gelmesi çoğulluğu dışlamaz |
| 3 | Kıraatlerde li-emâneti (tekil) okuyuşu da nakledilir; bu okuyuşta iki kelime de tekildir |
Kıraat farkı burada kaydedilmelidir: li-emânâtihim (çoğul) ve li-emânetihim (tekil) okuyuşları nakledilir. Anlamda köklü bir değişiklik doğurmuyor — biri tek tek emanetleri, öteki emanet cinsini bildirir.
أ-م-ن kökü birinci ayette işlendi. Buraya ait olan şudur: emânet ve îmân aynı köktendir. Yani sûrenin adı ile bu maddenin adı tek bir kökten geliyor. Bunu bir dil verisi olarak kaydediyorum; buradan bir hüküm çıkarmıyorum, ama gözlem olarak şu kadarını veriyorum: kök, güvenilir olmayı ve güvenmeyi aynı yerden türetiyor.
Kökün somut anlamı: hayvanı otlatmak, gözetmek. Râî — çoban; ra'y — otlatma; ri'âye — gözetme, kollama.
Kelimenin seçimi kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum, dayanağı kökün çobanlık anlamıdır: hıfz (beşinci ayetteki fiil) tutmak, saklamaktır — durağandır. Ri'âye ise sürekli göz üzerinde tutmaktır; çoban sürünün başında durur, yürür, sayar. İki madde iki ayrı fiil kullanıyor: biri korumayı, öteki gözetmeyi.