وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ · يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ
Ve lehû men fi's-semâvâti ve'l-ard, ve men indehû lâ yestekbirûne an ıbâdetihî ve lâ yestahsirûn · Yüsebbihûne'l-leyle ve'n-nehâra lâ yefturûn
"Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun katında bulunanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler ve yorulmazlar. · Gece gündüz tesbih ederler, hiç ara vermezler."
| Fiil | Kök | Engelin cinsi |
|---|---|---|
| lâ yestekbirûn | ك-ب-ر | İrade engeli — büyüklenme, istememe |
| lâ yestahsirûn | ح-س-ر | Takat engeli — yorulup bırakma |
Yestahsirûn — X. bâb (istif'âl), kök ح-س-ر. Hasera — açmak, sıyırmak; hâsir — başı açık, zırhsız. Ve buradan "gücü açığa çıkmış, tükenmiş" anlamı doğar: hasîr — bitkin.
Kök Mülk 67/4'te işlendi: yenkalib ileyke'l-basaru hâsien ve hüve hasîr — "göz, bitkin düşmüş olarak sana döner." Oraya dayanıyorum.
Ve iki ayet arasındaki karşıtlık kaydedilmeye değer: Mülk'te bakan göz yoruluyor; Enbiyâ'da katında bulunanlar yorulmuyor. Aynı kök, iki zıt hüküm. Bunu bir kök gözlemi olarak kaydediyorum.
لَا يَفْتُرُونَ — kök ف-ت-ر: bir işin şiddetinin azalması, gevşemek. Fütûr — ara verme, hız kesme. Ve kelime lâ yestahsirûndan farklıdır: biri bitmek, öteki yavaşlamaktır.
يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ — س-ب-ح kökü Sâffât 37/143'te ayrıntılı çözümlendi ve orada kökün asıl anlamının "suda ya da havada yüzmek, akıp gitmek" olduğu, tesbîhin ise uzak tutmak/tenzih olduğu kaydedilmişti. Oraya dayanıyorum.
Ve kaydedilmesi gereken bir bağ var: aynı kök on üç ayet sonra, otuz üçüncü ayette gök cisimleri için kullanılacak: küllün fî felekin yesbehûn. Aynı sûrede aynı kök, biri II. bâb (yüsebbihûne), öteki I. bâb (yesbehûne). Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir kök tekrarıdır ve otuz üçüncü ayette ayrıca ele alınacak.