2/269-270 — Hikmet
"Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok hayır verilmiştir. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür."
حِكْمَة — kök ح-ك-م: engellemek, sağlamlaştırmak. Dilcilerin kaydettiği somut anlam dikkat çekicidir: hakeme, hayvanın başını çeviren gem demektir. Buradan "bir şeyi yerinde tutmak, savrulmasını engellemek" anlamı gelir. Hüküm, hâkim, muhkem aynı kökten.
Kelimenin bu kökle ilişkisi, tarifini de veriyor: hikmet, bilginin yerinde kullanılması; savrulmayı engelleyen şey.
Ayetin bu bölümde bulunması kaydedilmeye değer: çevresindeki bütün ayetler infak hakkındadır — kime, ne kadar, nasıl, gizli mi açık mı. Ortada duran bu ayet, bütün o ayrıntıların gerektirdiği şeyi adlandırıyor: hangi durumda ne yapılacağını bilmek, kuralı bilmekten ayrı bir şeydir.
وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن نَّفَقَةٍ أَوْ نَذَرْتُم مِّن نَّذْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُهُۥ — yapılanın bilindiği; ve ve mâ li'z-zâlimîne min ensâr ile kapanış.