2/204-206 — Sözü hoş olan adam
"İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözü senin hoşuna gider; kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Oysa o, düşmanlığın en katısıdır."
أَلَدُّ ٱلْخِصَام — kök ل-د-د: ledîd, boynun ve çenenin iki yanı. Dilciler eleddi "hangi yandan tutulsa öbür yana kaçan, ele avuca sığmayan hasım" diye tarif eder. Kelimenin kendisi bir tutamama resmi taşıyor.
1. Sözü güzeldir — yu'cibüke kavlühû 2. Yemin eder — kalbindekine Allah'ı şahit tutar 3. Arkasını döndüğünde — ve izâ tevellâ — işi değişir
وَإِذَا تَوَلَّىٰ سَعَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ ٱلْحَرْثَ وَٱلنَّسْلَ — "ekini ve nesli helâk eder."
حَرْث (ekin) ve نَسْل (nesil) yan yana konuyor. Biri yerden biten, öbürü insandan gelen; ikisi de geleceğe uzanan şeyler. Yani bozgunculuk, bugünü değil devamlılığı kesmek olarak tarif ediliyor. ح-ر-ث kökü — sürmek, ekmek — 56/63'te (Vâkıa) insanın payı olarak işlendi; burada o payın yok edilmesi anlatılıyor.
وَإِذَا قِيلَ لَهُ ٱتَّقِ ٱللَّهَ أَخَذَتْهُ ٱلْعِزَّةُ بِٱلْإِثْمِ — "ona 'Allah'tan kork' dendiğinde, gurur onu günaha sürükler."
Cümlenin öznesi el-izze'dir: gurur onu tutar, alır. Yani kişi bir karar vermiyor; kendisi ele geçiriliyor. Uyarının etkisiz kalması değil, ters etki yapması anlatılıyor — uyarı direnci artırıyor.