2/116-117 — "Ol" der ve olur
"'Allah çocuk edindi' dediler. Hâşâ! Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur… Gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmettiğinde ona sadece 'ol' der, o da oluverir."
بَدِيع — kök b-d-': örneği olmayan, ilk defa yapılan. Aynı kökten bid'at gelir (sonradan çıkarılan şey) ve ibdâ' (özgün üretim). Bedî', bir modele bakmadan, öncesi olmayan bir şey ortaya koyandır.
Kelimenin buradaki yeri anlamlı: çocuk edinme iddiasının reddedildiği yerde, örneksiz yaratma vurgulanıyor. Çünkü çocuk edinmek, üremeyle çoğalan varlıkların yoludur — kendinden bir benzer üretmek. Örneksiz yaratan bir varlığın buna ihtiyacı yoktur. İhlâs sûresindeki "doğurmadı, doğurulmadı" ile aynı mantık, farklı kelimeyle kuruluyor.
كُن فَيَكُونُ — "ol, der; o da olur". İfade, yaratmayı bir süreç değil bir söz olarak resmediyor. Malzeme, alet, emek, zaman — hiçbiri anılmıyor.
Burada bir kayıt düşmek gerekiyor: bu ifade, yaratmanın fiilen anlık olduğunu değil, Allah açısından hiçbir zorluk taşımadığını anlatır. Nitekim aynı Kur'an, yaratmanın aşamalarından da söz eder — insanın evre evre şekillenmesi, göklerin ve yerin "altı günde" yaratılması. İki anlatım çelişmez: biri sürecin nasıl işlediğini, diğeri emrin kime ait olduğunu söylüyor.