2/109 — Hasedin karşısında af
"Ehl-i kitaptan çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra bile, içlerindeki kıskançlık yüzünden sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek ister. Allah'ın emri gelinceye kadar affedin, hoş görün."
İki cümlenin yan yana durması dikkat çekici. Birinci cümle son derece sert bir teşhis koyuyor: hased, ve üstelik "hak apaçık belli olduktan sonra" — yine bilerek.
İkinci cümlede beklenen şey karşı hamle olurdu. Gelen ise: فَٱعْفُوا۟ وَٱصْفَحُوا۟ — "affedin ve hoş görün".
عفو — kök a-f-v: silmek, izini yok etmek. Rüzgârın kum üstündeki izleri silmesi için de kullanılır. Yani af, "kabul ediyorum ama unutmuyorum" değil; izini silmektir.
صفح — kök s-f-h: sayfa, yüzey. Fiil "sayfayı çevirmek", ya da "yüzünü dönmek" anlamındadır. Yani meselenin üzerini kapatıp geçmek.
Teşhisin sertliği ile emrin yumuşaklığı arasındaki bu mesafe, bölümün genel tonunu dengeliyor: karşı tarafın ne yaptığını görmek ile ona nasıl davranmak gerektiği ayrı iki iştir. Görmek, karşılık vermeyi gerektirmiyor.