Tafsir LabUsulGitHubEnglish

İsrâ 83-84. ayetler

Kur'an · 17. sûre: İsrâ · 83-84. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

17/83-84

وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِ

Ve izâ en'amnâ ale'l-insâni a'rada ve neâ bi-cânibih, ve izâ messehü'ş-şerru kâne yeûsâ · Kul küllün ya'melü alâ şâkiletihî fe-rabbüküm a'lemü bimen hüve ehdâ sebîlâ

"İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer; ona bir kötülük dokunduğunda ise umutsuzluğa düşer. De ki: 'Herkes kendi biçimine göre iş yapar. Rabbiniz, kimin daha doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.'"

نَـَٔا بِجَانِبِهِ

ن-أ-ي kökü: uzaklaşmak. Cânib — yan, taraf.

Deyimin somut resmi kaydedilmelidir: "yanını uzaklaştırdı" — yani omuz çevirdi, sırtını döndü. Arapçada bu, kibirle uzaklaşmayı anlatır.

Aynı deyim Fussilet 41/51'de geçer (ve izâ en'amnâ ale'l-insâni a'rada ve neâ bi-cânibih) — iki ayet kelime kelime aynıdır. Orada işlendi ve oraya dayanıyorum.

Ve iki ayetin devamı farklıdır:

YerKötülük dokununca
Fussilet 41/51Fe-zû duâin arîdgeniş geniş dua eder
İsrâ 17/83Kâne yeûsâumutsuzluğa düşer

Aynı açılış, iki ayrı devam. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: iki ayet, aynı insanın iki ayrı tepkisini kaydediyor — biri yalvarma, öteki umut kesme. İkisi de zorluk anında.

يَـُٔوس — kök ي-أ-س: umut kesmek. Mübalağa kalıbı.

Ve Zümer 39/53'te (lâ taknatû min rahmetillâh) umutsuzluğun yasaklandığı işlendi. Oraya dayanıyorum: burada tarif edilen hâl, orada yasaklanan hâldir.

17/84 — شَاكِلَة

ش-ك-ل kökü: benzemek; ve bağlamak (şikâl — hayvanın ayağına vurulan bağ). Şâkile, dilcilerce iki şekilde açıklanır:

OkumaŞâkile ne
1Yol, yön — tuttuğu yol
2Yaratılış, huy, mizaç — kendi biçimi

İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum.

Ama iki okumanın da ortak yanı kaydedilebilir ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: kelime, kişinin kendine ait bir şeyden söz ediyor. Ve ayetin devamı bunu bir hüküm cümlesi yapmıyor — bilmeyi Allah'a bırakıyor: fe-rabbüküm a'lemü bimen hüve ehdâ sebîlâ.

Bu, sûrenin omurgasında tablolanan sorumluluk hattının bir halkasıdır. Ve STYLE gereği kaydedilmelidir: ayet, kimin doğru yolda olduğunun bilgisini insana bırakmıyor. Bu, başkası hakkında hüküm kurmayı kapatan bir cümledir.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ي-أ-س

İsrâ sûresinin tamamı