أَفَأَصْفَىٰكُمْ رَبُّكُم بِٱلْبَنِينَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنَٰثًا
E-fe-asfâküm rabbüküm bi'l-benîne ve'ttehaze mine'l-melâiketi inâsâ, inneküm le-tekūlûne kavlen azîmâ · Ve lekad sarrafnâ fî hâze'l-kur'âni li-yezzekkerû ve mâ yezîdühüm illâ nüfûrâ · Kul lev kâne meahû âlihetün kemâ yekūlûne izen le'btegav ilâ zi'l-arşi sebîlâ · Sübhânehû ve teâlâ ammâ yekūlûne ulüvven kebîrâ
"Rabbiniz oğulları size ayırdı da kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. Andolsun, öğüt alsınlar diye bu Kur'an'da çevirip çevirip anlattık; ama bu onların ancak ürküp uzaklaşmasını artırıyor. De ki: 'Eğer dedikleri gibi O'nunla birlikte başka ilâhlar olsaydı, o zaman Arş sahibine bir yol ararlardı.' O, söylediklerinden münezzeh ve çok yücedir."
ص-ف-و kökü: duru olmak, tortudan arınmak. Safvet — bir şeyin en temiz kısmı. IV. bâb (asfâ): en iyisini seçip ayırmak.
Fiilin seçimi kaydedilmelidir ve bu bir dizim gözlemidir: ayet iddiayı, iddia sahiplerinin kendi mantığıyla çeviriyor. Onların anlayışında oğul üstün, kız değil. Ayet bu değerlendirmeyi kabul etmiyor — iddianın kendi içinde tutarsız olduğunu gösteriyor.
Necm 53/21-22'de (e-lekümü'z-zekeru ve lehü'l-ünsâ · tilke izen kısmetün dîzâ) aynı itiraz ayrıntılı işlendi ve orada bu ayet (İsrâ 17/40) zaten anılmıştı. Oraya dayanıyorum. Ve Zuhruf 43/16-19'da aynı iddia bir kez daha ele alınmıştı.
STYLE gereği bir kayıt: bu ayetlerden kadın-erkek hakkında bir değer hükmü çıkarılmaz. Ayet, muhatapların kendi değer sıralamasını aktarıyor ve o sıralamayı bir çelişkiyi göstermek için kullanıyor. Necm'de aynı kayıt düşülmüştü.
ص-ر-ف kökü: çevirmek, yönünü değiştirmek. II. bâb tekrar ve çeşitlendirme bildirir. Kök Ahkāf 46/27'de (ve sarrafne'l-âyât) işlendi. Tekrarlamıyorum.
| Ayet | İfade | Sonuç |
|---|---|---|
| 41 | Sarrafnâ fî hâze'l-kur'ân | Mâ yezîdühüm illâ nüfûrâ |
| 89 | Sarrafnâ li'n-nâsi fî hâze'l-kur'âni min külli mesel | Fe-ebâ ekseru'n-nâsi illâ küfûrâ |
Aynı fiil, sûrenin iki ucunda, iki ayrı olumsuz sonuçla. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.
نُفُور — kök ن-ف-ر: ürküp kaçmak. Kök Fâtır (Melâike) 35/42'de işlendi ve orada kaydedilmişti: uyarı etkisiz kalmıyor, ters yönde etki ediyor. Ve Furkān 25/60'ta aynı kelime (ve zâdehüm nüfûrâ) geçmişti. Oraya dayanıyorum.
| Okuma | Ne aranıyor |
|---|---|
| 1 | Üstünlük mücadelesi — onu alt etmek için yol ararlardı |
| 2 | Yaklaşma ve boyun eğme — ona yol ararlardı, çünkü onlar da muhtaçtır |
Ama iki okuma da aynı sonuca varıyor ve bu metinden doğrulanabilir: her iki hâlde de iddia edilen ilâhlar, Arş sahibiyle eşit değildir. Birinde rakip, ötekinde muhtaç.
Ve Enbiyâ 21/22'de (lev kâne fîhimâ âlihetün illallâhü le-fesedetâ) benzeri bir delil bulunur; ancak dizinde o sûre şu an 21/1-9 aralığını kapsıyor. Karşılaştırma sırası geldiğinde yapılacaktır.