Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nahl 76. ayet

Kur'an · 16. sûre: Nahl · 76. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

16/76

وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلَيْنِ أَحَدُهُمَآ أَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوْلَىٰهُ أَيْنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ هَلْ يَسْتَوِى هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Ve daraballâhu meselen racüleyni ehadühümâ ebkemü lâ yakdiru alâ şey'in ve hüve kellün alâ mevlâhü, eynemâ yüveccihhü lâ ye'ti bi-hayr, hel yestevî hüve ve men ye'müru bi'l-adli ve hüve alâ sırâtın müstakīm

"Allah bir örnek daha verdi: iki adam. Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez; efendisine bir yüktür, nereye gönderse hayırlı bir şey getirmez. Bu adamla, adaleti emreden ve dosdoğru bir yol üzerinde bulunan kimse bir olur mu?"

İki temsil arasındaki ilişki

Sûre iki ayette iki temsil veriyor ve ikisi aynı fiille açılıyor: daraballâhu meselen.

Ve Zümer 39/29'da da bir çift temsil vardı — iki köle. Üçü karşılaştırılmalıdır:

Zümer 39/29Nahl 16/75Nahl 16/76
İki tarafRacülen fîhi şürakâü mütefâkisûn / ve racülen selemen li-racülAbden memlûkâ / men razaknâhEbkem / men ye'müru bi'l-adl
Ayrım ekseniKaç sahip var — çokluk / teklikTasarruf gücü — yok / varSöz ve fayda — yok / var
Ortak soruHel yesteviyâni meselâHel yestevûnHel yestevî
Neyi anlatıyorŞirkin pratik sonucu — yön karışıklığıVerilenin kullanılmasıVerilenin başkasına dönmesi
Kime bakıyorKula — hangisinin hâli iyiKulaKula ve çevresine

Zümer bölümünde kaydedilen şuydu ve buraya dayanak alıyorum: "Ayet çokluğun teorik yanlışlığını tartışmıyor — pratik sonucunu gösteriyor. Birden çok sahibi olan kişi, kime göre davranacağını bilemez." Yani mesele bir inanç tartışması olmaktan çıkıp bir yön meselesi hâline getiriliyor.

Nahl'in iki temsili aynı yöntemi kullanıyor ama başka bir sonuca gidiyor. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağım üç temsilin ayrım eksenidir:

Zümer'de ölçü kime bağlı olduğundur. Nahl'de ölçü ne yapabildiğindir.

Ve Nahl'in iki temsili birbirini tamamlıyor:

Birinci temsil (75)İkinci temsil (76)
Kusurlu tarafın hâliLâ yakdiru alâ şey'güç yokLâ yakdiru alâ şey'aynı ifade
Eklenen kusur(yok)Ebkem — dilsiz; kellün alâ mevlâh — yük
Karşı tarafın fiiliYünfikuharcıyorYe'müru bi'l-adladaleti emrediyor
Karşı tarafın niteliğiRızkan hasenâverilmiş olanAlâ sırâtın müstakīmbulunduğu yol

Ortak ifade kaydedilmelidir: lâ yakdiru alâ şey' iki temsilde de geçiyor. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.

Ve fark şudur: birinci temsilde karşı taraf veriyor (mal), ikincisinde söylüyor (adalet). Yani sûre iki ayette iki ayrı fayda türü sayıyor — maddî ve sözlü.

Ve ikinci temsilin kapanışı, doksanıncı ayeti hazırlıyor: ve men ye'müru bi'l-adl. Doksanıncı ayet aynı kelimeyle açılacak: innallâhe ye'müru bi'l-adli ve'l-ihsân. Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır ve o ayette işlenecek.

أَبْكَم — kök: ب-ك-م

Kökün anlamı: dilsizlik; ve dilcilerin kaydettiği bir ayrım vardır.

KelimeKökFark
أَخْرَس (ahres)خ-ر-سDoğuştan dilsiz — konuşma organı yok
أَبْكَم (ebkem)ب-ك-مDilciler çoğunlukla konuşamayan ya da konuşmayı bilmeyen için kullanır; bazıları "hem dilsiz hem anlamayan" der

Bu ayrımı dilcilerin kaydettiği bir eğilim olarak aktarıyorum, kesin bir hüküm olarak değil.

كَلّ — kök ك-ل-ل: yorulmak, körelmek; ve ağırlık, yük. Kelîl — kör (bıçak), yorgun (göz). Kelime burada "başkasına yük olan" demektir.

Ve eynemâ yüveccihhü lâ ye'ti bi-hayr cümlesi kaydedilmelidir: tevcîhyöneltmek. Yani ayet, kişinin yönlendirilebildiğini ama yönlendirmenin bir sonuç vermediğini söylüyor.

STYLE gereği bir kayıt

Bu temsil, engelli bir kişi hakkında bir hüküm kurmuyor. Bunu açıkça yazmak gerekiyor.

Metin içi delil şudur: temsil, iki tarafı iki nitelik üzerinden karşılaştırıyor — bir tarafta lâ yakdiru alâ şey' ve lâ ye'ti bi-hayr, öbür tarafta ye'müru bi'l-adl. Ve karşılaştırmanın konusu, ayetin bir önceki ayetten gelen bağlamıyla belirlidir: kulluk edilen şeylerin durumu (73: mâ lâ yemlikü lehüm rızkan … ve lâ yestetîûn).

Yani temsilin muhatabı bir insan grubu değil, yetmiş üçüncü ayette tarif edilen konumdur. Ve Zuhruf 43/18'de aynı hassasiyet korunmuştu: orada da bir sıfat üzerinden kurulan bir cümlenin, o sıfatı taşıyanlar hakkında bir hüküm olmadığı kaydedilmişti. Aynı çizgi burada da korunuyor.


Nahl sûresinin tamamı