ثُمَّ إِذَا كَشَفَ ٱلضُّرَّ عَنكُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنكُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ · لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ · وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصِيبًا مِّمَّا رَزَقْنَٰهُمْ تَٱللَّهِ لَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَفْتَرُونَ
Sümme izâ keşefe'd-durra anküm izâ ferîkun minküm bi-rabbihim yüşrikûn · Li-yekfürû bimâ âteynâhüm, fe-temetteû fe-sevfe ta'lemûn · Ve yec'alûne li-mâ lâ ya'lemûne nasîben mimmâ razaknâhüm, tallâhi le-tüs'elünne ammâ küntüm tefterûn
"Sonra sıkıntıyı sizden giderdiğinde, içinizden bir grup Rablerine ortak koşar. · Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Şimdilik faydalanın; yakında bileceksiniz. · Kendilerine verdiğimiz rızıktan, hiçbir şey bilmeyenlere pay ayırırlar. Allah'a andolsun, uydurduklarınızdan mutlaka sorguya çekileceksiniz."
| İzâ | Görevi | İfade |
|---|---|---|
| 1 | Şart — "…dığında" | İzâ keşefe'd-durra anküm |
| 2 | İzâ fücâiyye — "bir de bakarsın ki" | İzâ ferîkun minküm … yüşrikûn |
İzâ fücâiyye dizinde birçok yerde işlendi: Yâsîn 36/77 ve Rûm 30/20. Ve sûrenin dördüncü ayetinde de aynı edat kullanılmıştı (fe-izâ hüve hasîmun mübîn). Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: aynı edat sûrenin dördüncü ayetinde yaratılıştan tartışmaya geçişte, elli dördüncü ayetinde kurtuluştan şirke geçişte kullanılıyor. İki geçiş de aynı biçimde, aradaki basamaklar atlanarak veriliyor.
فَرِيقٌ مِّنكُم — ve kapsam kaydedilmelidir. Ayet "hepiniz" demiyor: ferîkun minküm — "içinizden bir grup". Ve Ankebût 29/47'de aynı hassasiyet kaydedilmişti; oraya dayanıyorum. STYLE gereği burada da aynı çizgi korunuyor: hüküm bir gruba değil, bir tavra bağlanmış.
| Okuma | Kim bilmiyor | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Pay ayrılan şeyler — "hiçbir şey bilmeyenler" | Yirminci ayetteki emvâtün ğayru ahyâ' ile örtüşür |
| 2 | Pay ayıranlar — "bilmedikleri şeylere" | Kendi ayırdıklarının ne olduğunu bilmiyorlar |
İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum. Birinci okumanın metin içi dayanağı yirminci ayettir (ve mâ yeş'urûne eyyâne yüb'asûn); bunu bir gözlem olarak kaydediyorum.
تَٱللَّهِ — yemin edatı tâ. Arapçada üç yemin edatı vardır (vâv, bâ, tâ) ve dilciler tânın en az kullanılanı olduğunu, çoğunlukla hayret ve şaşkınlık bildirdiğini kaydeder. Ve Kur'an'da tâ ile yemin yalnızca Allâh lafzıyla gelir.