وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ · قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ · وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ · قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ · قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
Ve câe ehlü'l-medîneti yestebşirûn · Kāle inne hâülâi dayfî fe-lâ tefdahûn · Vettekullâhe ve lâ tuhzûn · Kālû evelem nenheke ani'l-âlemîn · Kāle hâülâi benâtî in küntüm fâılîn
"Şehir halkı sevinerek geldi. · Lût dedi ki: 'Bunlar benim konuklarım; beni rezil etmeyin. · Allah'tan sakının ve beni utandırmayın.' · Dediler ki: 'Biz seni âlemlerden menetmemiş miydik?' · Dedi ki: 'İşte kızlarım; eğer yapacaksanız.'"
ب-ش-ر kökü ve istibşâr: sevinç haberi almak, sevinmek. Kök Necm ve Kıyâme'de işlendi; beşer (deri) ile bağı — haberin yüze vurması — orada kaydedildi. Tekrarlamıyorum.
Kelimenin buradaki kullanımı kaydedilmelidir ve bu bir dizim nüktesidir: aynı kök on üç ayet önce meleklerin İbrâhim'e verdiği müjde için kullanılmıştı (nübeşşiruke, beşşernâke, tübeşşirûn — 53, 54, 55).
| Ayet | Kelime | Kim sevindiriliyor |
|---|---|---|
| 53-55 | Beşşer- (üç kez) | İbrâhim — bir çocuk müjdesi |
| 67 | Yestebşirûn | Şehir halkı — konukların gelişi |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı kökün iki geçişidir: sûre aynı kökü on üç ayet arayla iki zıt sahnede kullanıyor. Biri bir doğumun müjdesi, öteki bir helâkin sebebi olacak sevinç.
Dizim nüktesi kaydedilmelidir: Lût'un iki cümlesi de kendisi üzerinedir — "beni rezil etmeyin", "beni utandırmayın." Konuklardan söz ediyor ama talebi kendi üzerinden kuruyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: cümle, misafirin sahibine ait sayıldığı bir toplum düzenine dayanıyor. Ve ortadaki cümle bunu bir ölçüye bağlıyor: vettekullâh — "Allah'tan sakının." İki utanç cümlesinin arasına konmuş.
| Okuma | Anlam |
|---|---|
| 1 | İnsanları misafir etmekten menetmiştik |
| 2 | İnsanlar hakkında konuşmaktan / onları savunmaktan menetmiştik |
| 3 | Yabancıları korumaktan menetmiştik |
Kaydedilmesi gereken şey, cümlenin kim tarafından kurulduğudur: yasak koyan taraf, kendi koyduğu yasağı hatırlatıyor. Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: bir topluluk, kendi düzenini bir norm hâline getirdiğinde, ona uymayanı "yasağı çiğneyen" olarak adlandırıyor.
| İzah | Benâtî kim |
|---|---|
| 1 | Kendi kızları — nikâh teklifi olarak |
| 2 | Kavmin kadınları — bir peygamber, ümmetinin babası sayıldığı için "kızlarım" demiştir |
| 3 | İfade bir çaresizlik cümlesidir; teklif değil, sözün son noktasıdır |
STYLE gereği ayrıca kaydediyorum: Kur'an'ın vermediği ayrıntıya girmiyorum. Metin kızların sayısı, kim oldukları, teklifin nasıl karşılandığı hakkında bilgi vermiyor.
Ayetin lafzının söylediği şudur ve onunla sınırlı kalıyorum: Lût bir alternatif önerdi ve şart cümlesiyle kayıtladı: in küntüm fâılîn — "eğer yapacaksanız."