وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٰرِثُونَ · وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ · وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ ۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
Ve innâ le-nahnü nuhyî ve nümît ve nahnü'l-vârisûn · Ve lekad alimne'l-müstakdimîne minküm ve lekad alimne'l-müste'hırîn · Ve inne rabbeke hüve yahşüruhüm · İnnehû Hakîmun Alîm
"Diriltiriz ve öldürürüz; ve asıl kalıcı olan biziz. · Andolsun, sizden öne geçenleri de biliriz, geride kalanları da biliriz. · Rabbin onları toplayacaktır. O hikmet sahibidir, bilendir."
Kelimenin buradaki kullanımı kaydedilmelidir: miras, sahibin gitmesiyle olur. Ayet, herkes gittikten sonra kalanın kim olduğunu söylüyor.
| Okuma | Ayrım neye göre |
|---|---|
| 1 | Zaman — önce gelenler / sonra gelecekler (ölüm ya da yaratılış sırası) |
| 2 | Mekân — savaş ya da namaz safında öne duranlar / geride duranlar |
| 3 | Amel — hayırda öne geçenler / geri kalanlar |
Kaydedilmesi gereken şey, cümlenin tekrarlı kuruluşudur: ve lekad alimnâ… ve lekad alimnâ… — fiil iki kez, aynı te'kîdle.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cümle iki grubu tek fiilde toplayabilirdi. Fiili tekrarlaması, iki grubun ayrı ayrı biliniyor olduğunu vurguluyor. Bilgi toplu değil, her iki tarafa ayrı ayrı yöneltilmiş olarak veriliyor.
Ve ma'lûm örgüsüyle bağı kaydedilmelidir: sûre dört yerde belirlenmiş bir ölçüden söz ediyor; burada bilinenler, ölçüler değil kişiler.
Blok iki isimle kapanıyor ve ikincisi bloğun fiiliyle aynı köktendir: alimnâ (24) → Alîm (25). Fiil kula, isim Allah'a ait.