Tafsir LabUsulGitHubEnglish

İbrâhim 8. ayet

Kur'an · 14. sûre: İbrâhim · 8. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

14/8

وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكْفُرُوٓا۟ أَنتُمْ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ

Ve kāle Mûsâ in tekfürû entüm ve men fi'l-ardı cemîan fe-innallâhe le-ğaniyyün hamîd

"Mûsâ dedi ki: 'Siz ve yeryüzündekilerin hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır.'"

Şartın büyütülmesi

Yedinci ayette şart bir topluluğa yönelikti (le-in kefertüm). Sekizinci ayette aynı şart, kapsamı sonuna kadar açılarak tekrarlanıyor: entüm ve men fi'l-ardı cemîan — "siz ve yeryüzündekilerin hepsi."

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: ayet bir varsayımı en uç noktasına götürüyor. Ve uç noktada bile sonuç değişmiyor.

لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ

غ-ن-ي kökü: ihtiyaçsızlık, yetmeklik. Ğınâ — zenginlik; ama kökün çekirdeği bir şeye muhtaç olmamadır. Ğaniye ani'ş-şey' — ondan müstağni oldu.

Ve ikinci isim kaydedilmelidir: hamîd.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ismin bir arada gelmesidir: ğanî tek başına gelseydi cümle "O'nun size ihtiyacı yok" demekle kalırdı — bir kayıtsızlık bildirimi. Hamîd eklendiğinde anlam değişiyor: övgüye lâyık olması, övenlerin bulunmasına bağlı değil. Yani ihtiyaçsızlık soğukluk olarak değil, övgünün kaynağının dışarıda olmaması olarak veriliyor.

Ve bu iki isim sûrenin birinci ayetiyle bağlanıyor: orada el-Azîzü'l-Hamîd vardı. Aynı isim, iki ayrı çiftte.


Bu bölümde çözümlenen kökler

غ-ن-ي

İbrâhim sûresinin tamamı