Tafsir LabUsulGitHubEnglish

İbrâhim 38-39. ayetler

Kur'an · 14. sûre: İbrâhim · 38-39. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

14/38-39

رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِى وَمَا نُعْلِنُ ۗ وَمَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ · ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى وَهَبَ لِى عَلَى ٱلْكِبَرِ إِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ ۚ إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

Rabbenâ inneke ta'lemü mâ nuhfî ve mâ nu'lin · Ve mâ yahfâ alallâhi min şey'in fi'l-ardı ve lâ fi's-semâ' · El-hamdü lillâhi'llezî vehebe lî ale'l-kiberi İsmâîle ve İshâk · İnne rabbî le-semîu'd-duâ'

"'Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Ne yerde ne gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. · Hamd, ihtiyarlığıma rağmen bana İsmâil'i ve İshak'ı bağışlayan Allah'a mahsustur. Rabbim gerçekten duayı işitendir.'"

Duanın ortasındaki ara cümle

Otuz sekizinci ayetin ikinci yarısı kaydedilmelidir: hitap değişiyor.

Rabbenâ inneke ta'lemü… (ikinci şahıs — İbrâhim konuşuyor) Ve mâ yahfâ alâ Allâhi min şey'… (üçüncü şahıs)

Arapçada buna iltifât (hitabın yön değiştirmesi) denir ve dizinde birçok yerde işlendi (Zuhruf 43/11'de ayrıntılı olarak). Tekrarlamıyorum.

Buradaki işlevi üzerinde dilciler iki izah verir:

#İzahCümle kime ait
1İbrâhim'in sözünün devamı — duasını genel bir hükümle pekiştiriyorDuanın parçası
2Metnin araya girmesi — duayı onaylayan bir kayıtAnlatıcının sözü

İkisi de nakledilir; tercih dayatmıyorum.

سِرًّا وَعَلَانِيَةً ile örtüşme

Ve otuz sekizinci ayetin ilk yarısı, sûrenin otuz birinci ayetiyle aynı çifti kullanıyor:

AyetÇiftKimin hakkında
31Sirran ve alâniyeİnfak — kulun fiili
38Mâ nuhfî ve mâ nu'linBilinme — Allah'ın ilmi

Aynı ikili, biri emir biri ikrar olarak. Bunu bir sûre içi örgü olarak kaydediyorum ve doğrulanabilir: kul gizli ve açık verecek; ve gizli ile açık arasındaki fark, bilen taraf için yok.

عَلَى ٱلْكِبَرِ

Terkip kaydedilmeye değer: alâ burada "rağmen" bildiriyor.

Ve Hicr 15/54'te İbrâhim'in ağzından aynı kelime bir soru içinde gelecek: e-beşşertümûnî alâ en messeniye'l-kiber. İki sûre aynı durumu iki ayrı kipte veriyor:

YerİfadeKip
İbrâhim 14/39Vehebe lî ale'l-kiberHamd — olmuş bitmiş
Hicr 15/54Alâ en messeniye'l-kiberSoru — şaşkınlık ânı

Aynı kelime, biri müjdenin ânında biri sonrasında. Bu, sûreler arası doğrulanabilir bir örtüşmedir ve Hicr bölümünde ayrıca ele alınacaktır.

إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

Terkip kaydedilmelidir: semîu'd-duâ' — "duayı işiten."

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cümlenin yeri anlamlıdır. İbrâhim bunu, geçmişte kabul edilmiş bir duanın ardından söylüyor — çocuk verilmiş, sonra "duayı işitendir" denmiş. Yani sıfat bir temenniden değil, bir tecrübeden çıkarılıyor.

Ve bu, bir sonraki ayetteki talebi hazırlıyor: rabbenâ ve tekabbel duâ.


İbrâhim sûresinin tamamı