وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا ٱلْبَلَدَ ءَامِنًا وَٱجْنُبْنِى وَبَنِىَّ أَن نَّعْبُدَ ٱلْأَصْنَامَ
"Hani İbrâhim demişti ki: 'Rabbim! Bu beldeyi güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.'"
Yedi ayet boyunca dokuz talep sıralanıyor. Her birinde iki şey ayrı ayrı belirlenmiş: ne isteniyor ve kim için isteniyor.
| # | Ayet | Ne isteniyor | Kim için | Hitap |
|---|---|---|---|---|
| 1 | 35 | Beldenin güvenli olması | Bir yer — kişi değil | Rabbi |
| 2 | 35 | Putlara tapmaktan uzak tutulmak | Kendisi ve oğulları | Rabbi |
| 3 | 37 | Kalplerin onlara meyletmesi | Vadiye yerleştirdiği soy | Rabbenâ |
| 4 | 37 | Ürünlerden rızık | Aynı soy | Rabbenâ |
| 5 | 40 | Namazı ayakta tutan olmak | Kendisi | Rabbi |
| 6 | 40 | Aynısı soyu için | Soyu | Rabbi |
| 7 | 40 | Duanın kabulü | Kendisi (ve beraberindekiler) | Rabbenâ |
| 8 | 41 | Bağışlanma | Kendisi ve anne-babası | Rabbenâ |
| 9 | 41 | Bağışlanma | Bütün mü'minler | Rabbenâ |
Tablodan çıkan üç şey kaydedilmelidir ve bunları kendi okumam olarak veriyorum, dayanakları da tablonun kendisidir:
Bir. Dokuz talebin yalnız ikisi doğrudan kendisi içindir (2 ve 5) — ve ikisi de bir koruma ya da bir kulluk talebidir, bir kazanç talebi değil.
İki. Talepler daralmıyor, genişliyor. Bir beldeyle başlıyor, kendi çocuklarına, sonra bir soya, sonra anne-babaya, en sonda bütün mü'minlere açılıyor. Duanın son kelimesi bir tarihe bağlanıyor: yevme yekūmü'l-hisâb.
Üç. Hitap iki biçimde geliyor: rabbi (Rabbim — tekil) ve rabbenâ (Rabbimiz — çoğul). Ve seçim rastgele değil: kendisiyle ilgili taleplerde tekil, başkalarını da kapsayan taleplerde çoğul ağır basıyor. Bu, dizim üzerinden doğrulanabilir bir düzendir.
Aynı dua Bakara 2/126'da az farklı bir kelimeyle geçer: rabbi'c'al hâzâ beleden âminâ — "burayı güvenli bir belde kıl."
| Yer | İfade | Belirlilik |
|---|---|---|
| Bakara 2/126 | Hâzâ beleden âminâ | Nekre — "bir belde" |
| İbrâhim 14/35 | Hâze'l-belede âminen | Marife — "bu belde" |
Yaygın olarak nakledilen izah şudur: Bakara'daki dua, ortada henüz bir yerleşim yokken; İbrâhim'deki dua, belde kurulduktan sonra yapılmıştır. Bu izahı aktarıyorum; kesin bir zaman sıralaması iddiasında bulunmuyorum, çünkü metin bir tarih vermiyor.
Bakara bölümünde kaydedilen şey burada da geçerlidir ve oraya dayanıyorum: dua önce güvenlik, sonra rızık sırasıyla kuruluyor — ve aynı sıra Kureyş 106/4'te bir bildirim olarak geri döner: ellezî at'amehüm min cûın ve âmenehüm min havf.
ج-ن-ب kökü: yan taraf. Cenb — böğür, yan. Ecnebe — bir şeyi yan tarafa koydu, uzak tuttu. Aynı kökten ecnebî (yabancı — dışarıda kalan) ve ictinâb (kaçınma).
Fiilin kalıbı kaydedilmelidir: ecnebe geçişlidir ve nesnesi uzaklaştırılan kişidir. Yani dua "putları benden uzaklaştır" demiyor; "beni putlardan yana çek, kenara al" diyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı fiilin nesnesidir: talep, tehlikenin ortadan kaldırılması değil — kendisinin tehlikeden yana konumlandırılması. Putlar duruyor; istenen şey mesafedir.
ٱلْأَصْنَام — sanemin çoğulu. Dilciler sanem ile vesen arasında bir ayrım kaydeder: sanem genellikle bir sûret/biçim verilmiş olan, vesen ise biçimsiz taş ya da kütle için kullanılır. Ayrım her kaynakta aynı verilmez; bir tercih yapmıyorum.