Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Yûsuf 35. ayet

Kur'an · 12. sûre: Yûsuf · 35. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

12/35

ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْءَايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍ

"Sonra, delilleri gördükleri hâlde, onu bir süreye kadar zindana atmak onlara uygun göründü."

بَدَا لَهُم — "onlara göründü"

ب-د-و kökü: açığa çıkmak, görünmek. Fiilin öznesi söylenmiyor: "onlara [bir şey] göründü". Arapçada bu, faili belirsiz bırakan bir kullanımdır.

Ve cümlenin dizimi kaydedilmelidir, çünkü çelişkiyi cümlenin içine yerleştiriyor:

Öğeİfade
SonuçLe-yescününnehû hattâ hînzindan
Gerekçe yerine konan kayıtMin ba'di mâ raevü'l-âyâtdelilleri gördükten sonra

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı zarf cümlesidir: ayet, kararın delillere rağmen verildiğini söylüyor. Yani karar bir bilgi eksikliğinden doğmuyor.

Ve bu, 29. ayetteki a'rid an hâzâ ("bunu bırak") emrinin devamıdır: olayın kapatılması yetmemiş, kaynağı da uzaklaştırılmıştır.

حَتَّىٰ حِينٍ — "bir süreye kadar". Nekre ve belirsiz: ne kadar olduğu söylenmiyor.

Bu belirsizlik Kehf'nin ekseniyle örtüşüyor — orada dört kıssada da süre bilinmiyordu. Burada da aynı: zindanda kalınacak süre metinde ölçülmüyor. Nitekim 42. ayette de yalnız bid'a sinîn denecek: "birkaç yıl".


Yûsuf sûresinin tamamı