Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Yûsuf 17. ayet

Kur'an · 12. sûre: Yûsuf · 17. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

12/17

قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَمَآ أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لَّنَا وَلَوْ كُنَّا صَٰدِقِينَ

"Dediler ki: 'Babamız! Biz yarışmaya gitmiştik; Yûsuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Derken onu kurt yedi. Ama biz doğru söylesek de sen bize inanacak değilsin.'"

نَسْتَبِقُ

Kök س-ب-ق, VIII. bâb: yarışmak. Fiil Nâziât 79/1-5'te (fe's-sâbikāti sebkā) çözümlenirken tam bu ayet anılmıştı:

سَابَقَ — yarıştı. "Yarıştılar" (Yûsuf 12/17'de nestebiku — yarışıyorduk).

Oraya dayanıyorum.

Ve aynı fiil sûrede bir kez daha geçecek: ve'stebeka'l-bâb (25) — "kapıya doğru yarıştılar." İki sahnede de yarış var; birinde bir kaybediş, ötekinde bir kaçış anlatılıyor. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.

وَمَآ أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لَّنَا

Cümlenin işi kaydedilmelidir ve kendi okumam olarak veriyorum: haber verildikten hemen sonra, haberin inandırıcılığı hakkında bir cümle ekleniyor. Yani konuşan taraf, muhatabın şüphesini kendisi dile getiriyor.

Ve bu, yalanın yaygın bir davranış kalıbıdır: şüpheyi önceden adlandırmak, şüpheyi haksız gösterir. Cümle "biz doğru söylesek de" kaydını ekleyerek muhatabı savunmaya çekiyor.

Bunu bir okuma olarak veriyorum; ayet bu bağı açıkça kurmuyor, ama cümlenin ayetteki yeri (haberin hemen ardı) buna elverişlidir.

بِمُؤْمِنٍ لَّنَا — dikkat: âmene bi- "bir şeye inanmak", âmene li- ise "birini tasdik etmek, sözüne inanmak" anlamındadır. Buradaki li harfi, imanın konusunun bir haber olduğunu gösteriyor.


Yûsuf sûresinin tamamı