Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Hûd 49. ayet

Kur'an · 11. sûre: Hûd · 49. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

11/49

تِلْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهَآ إِلَيْكَ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَٰذَا فَٱصْبِرْ إِنَّ ٱلْعَٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

Tilke min enbâi'l-ğaybi nûhîhâ ileyk, mâ künte ta'lemühâ ente ve lâ kavmüke min kabli hâzâ, fasbir inne'l-âkıbete li'l-müttekīn

"Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. Öyleyse sabret; sonuç, sakınanlarındır."

Kıssadan muhataba dönüş

Ayet, Nûh kıssasını kapatıyor ve doğrudan Peygamber'e dönüyor. Ve üç şey yapıyor:

#İfadeİşi
1Tilke min enbâi'l-ğaybHaberin kaynağını bildiriyor
2Mâ künte ta'lemühâ ente ve lâ kavmükBilginin öncesini kapatıyor
3FasbirBir emir veriyor

تِلْكَ — uzağı gösteren işaret

Tilke uzak işaret zamiridir. Şuarâ 26/2'de bu kullanım işlendi ve orada iki izah kaydedilmişti: uzaklık ya da tazîm (yüceltme).

Buradaki kullanım kaydedilmeye değer: kıssa yeni bitti, yani "yakın"; yine de uzak işaretle anılıyor.

أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْب — haberin türü

ن-ب-أ kökü: önemli, faydası olan haber. Kök Nebe''de çözümlendi ve oraya dayanıyorum. Oradaki kayıt: nebe, her haber değil; sonuç doğuran haberdir.

Ve terkip Kur'an'da birkaç yerde geçer ve hepsi bir kıssanın sonunda ya da başında bulunur (Âl-i İmrân 3/44; Yûsuf 12/102; Hûd 11/49; Hûd 11/100min enbâi'l-kurâ).

مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ

Cümlede tekit zamiri var: ta'lemühâ ente. Arapçada fiilin içindeki zamir yeterliyken ayrıca ente getirilmesi, vurgu bildirir.

Ve kapsam genişletiliyor: ve lâ kavmük. Yani iddia yalnız Peygamber hakkında değil, çevresinin tamamı hakkında.

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cümle, doğrulanabilir bir iddia kuruyor — bu haberin kaynağının yerel bilgi olmadığı.

فَٱصْبِرْ إِنَّ ٱلْعَٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

ص-ب-ر kökü: bir şeyi bir yerde tutmak, hapsetmek; ve buradan dayanmak. Kök Asr ve Beled'de işlendi.

Ve emrin yeri kaydedilmelidir: yirmi beş ayetlik bir kıssanın sonunda, tek kelimelik bir emir.

Bu, sûrenin elçiye verdiği dört emirden birincisidir ve omurga bölümünde tablolandı:

AyetEmir
49Fasbir
112Fe'stakim kemâ ümirte
115Va'sbir
123Fa'büdhü ve tevekkel aleyh

ع-ق-ب kökü: ardından gelmek, izini takip etmek. Kök Ra'd 13/11 ve 13/22'de işlendi. Âkıbetsonda gelen.

Ve cümlenin kuruluşu kaydedilmelidir: inne'l-âkıbete li'l-müttekīn — lâm-ı temlîk (aidiyet lâmı). Yani sonuç, sakınanlara ait kılınıyor.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ع-ق-بص-ب-رن-ب-أ

Hûd sûresinin tamamı