أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنَّنِى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ · وَأَنِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِى فَضْلٍ فَضْلَهُۥ · إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Ellâ ta'büdû illallâh, innenî leküm minhü nezîrun ve beşîr · Ve eni'stağfirû rabbeküm sümme tûbû ileyhi yümetti'küm metâan hasenen ilâ ecelin müsemmen ve yü'ti külle zî fadlin fadleh · Ve in tevellev fe-innî ehâfü aleyküm azâbe yevmin kebîr · İlallâhi merciuküm ve hüve alâ külli şey'in kadîr
"Allah'tan başkasına kulluk etmeyin diye. Ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim. · Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na dönün ki sizi belirli bir süreye kadar güzel bir geçimle geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletini versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum. · Dönüşünüz Allah'adır; O'nun gücü her şeye yeter."
Ve ikinci emir, sûrenin en çok tekrarlanan cümlesi olacak: Hûd (52), Sâlih (61) ve Şuayb (90) aynı cümleyi kavimlerine söyleyecek. Yani sûrenin ikinci ayeti, üç peygamberin ağzına konuyor. Bu, omurga bölümünde tablolandı.
İki kelime birlikte geçer ve Kur'an'da sıra çoğunlukla beşîrden başlar (beşîran ve nezîrâ — Furkān 25/56, Fussilet 41/4). Burada ise ters: önce nezîr.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum ve bir hüküm kurmuyorum. Sûrenin bütünü altı helâk kıssasıdır; uyarının önde gelmesi, sûrenin konusuyla uyumludur. Bu bir izahtır.
غ-ف-ر kökü — örtmek, üstünü kapamak; miğfer aynı kökten — Nûh 71/7'de ve orada anıldığı üzere Nasr'de işlendi. Tekrarlamıyorum.
İki fiilin sırası kaydedilmeye değer ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: istiğfâr geçmişe bakar (olanın örtülmesi), tevbe geleceğe (yönün değişmesi). Ve sümme, ikisi arasında bir mesafe koyuyor: bağışlanma istemekle yön değiştirmek aynı an değildir.
Ecelin müsemmâ terkibi dizinde birçok yerde işlendi (Ra'd 13/2, Ahkāf 46/3, Zümer 39/42, Fâtır (Melâike) 35/45, Lokmân 31/29, Ankebût 29/53). Tekrarlamıyorum.
Ve cümlenin kaydedilmesi gereken yanı şudur: karşılık bu dünyada vaat ediliyor. İlâ ecelin müsemmâ — belirli bir süreye kadar; yani ömür boyunca.
Aynı çizgi Hûd'un ağzında da geçecek (52): yürsili's-semâe aleyküm midrâran ve yezidküm kuvveten ilâ kuvvetiküm — yağmur ve güç. Bu, sûrede tekrarlanan bir bağdır ve metinden doğrulanabilir.
STYLE gereği bir sınır: buradan "iman edenin dünyada zenginleşeceği" gibi bir kural çıkarılmaz. Ayetin söylediği, metâun hasendir — "güzel bir geçim"; nicelik değil nitelik bildiren bir sıfat.
| Okuma | Fadlehû'daki zamir kime ait |
|---|---|
| 1 | Kişiye — herkes kendi faziletinin karşılığını alır |
| 2 | Allah'a — herkese O'nun lütfundan verilir |
Takdimin hasr (sınırlama) bildirdiği dizinde birçok yerde kaydedildi. Yani: "dönüşünüz yalnız Allah'adır."