مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَٰلَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لَا يُبْخَسُونَ · أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا۟ فِيهَا وَبَٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Men kâne yürîdü'l-hayâte'd-dünyâ ve zînetehâ nüveffi ileyhim a'mâlehüm fîhâ ve hüm fîhâ lâ yübhasûn · Ülâike'llezîne leyse lehüm fi'l-âhirati ille'n-nâr, ve habita mâ sanaû fîhâ ve bâtılün mâ kânû ya'melûn
"Kim dünya hayatını ve süsünü isterse, işlerinin karşılığını orada kendilerine tam olarak veririz ve orada kendilerine bir eksiklik yapılmaz. · İşte onlar, âhirette kendilerine ateşten başka bir şey olmayanlardır. Orada yaptıkları boşa gitmiştir; işledikleri şey geçersizdir."
Ayette iki kök yan yana geliyor ve ikisi de ölçü alanına aittir — sûrenin ilerideki Şuayb bölümünün kelimeleri.
و-ف-ي kökü: tam olmak, eksiksiz vermek. Kök dizinde birçok yerde işlendi (İsrâ 17/34-35, Mutaffifîn, Necm). Nüveffi — tam veririz.
ب-خ-س kökü: bir şeyin değerini düşürerek almak, hakkını eksik vermek. Kök Mutaffifîn'de çözümlendi ve Şuarâ 26/183'te tekrar işlendi. Oraya dayanıyorum.
Ve kaydedilmesi gereken şudur: bu iki kök, doksan beş ayet sonra Şuayb'in ağzında birlikte geri gelecek.
| Ayet | İfade | Kim |
|---|---|---|
| 15 | Nüveffi ileyhim a'mâlehüm · lâ yübhasûn | Allah — dünyadaki karşılık hakkında |
| 85 | Evfü'l-mikyâle ve'l-mîzâne bi'l-kıst · ve lâ tebhasü'n-nâse eşyâehüm | Şuayb — çarşıdaki alışveriş hakkında |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin kelime örtüşmesidir: sûre, dünyadaki karşılığı ölçü diliyle anlatıyor — Allah kimseye eksik ölçmüyor. Ve Şuayb'in kavmine söylediği şey, insanın bu ölçüyü taklit etmesidir. Bu bir izahtır, bir hüküm değil.
Kökün somut anlamı dilcilerde kaydedilir ve dikkat çekicidir: habıtat'il-ibil — deve, zararlı bir bitki yiyip karnı şişerek ölür. Yani habt, dışarıdan tokluk gibi görünen bir bozulmadır.
İki kelimenin farkı kaydedilmeye değer: habita fiildir (oldu), bâtıl isimdir (öyledir). Yani bir amel önce boşa gitti, sonra zaten boş olduğu söylendi. Bu bir dizim gözlemidir.