ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ ٱلْيَقِينِ
Bir. Göz. Görme organı. Bu okuyuşta terkip, "gözün kesinliği" yani doğrudan müşahede demektir. Duyulan değil, görülen.
İki. Bir şeyin kendisi, aslı. Arapçada aynü'ş-şey' "şeyin ta kendisi" demektir; bugün Türkçede kullandığımız "aynen", "aynı" kelimeleri de bu anlamdan gelir. Bu okuyuşta terkip, "kesinliğin ta kendisi" demektir — yani kesinliğin bir derecesi değil, kendisi.
Gramer bakımından ayne'l-yakîn mansûbdur ve mef'ûl-i mutlak ya da hâl olarak tahlil edilir. Yapı, bir önceki ayetteki ilme'l-yakîn ile birebir aynıdır — bu, iki terkibin kasıtlı olarak eşleştirildiğini gösterir.
Bir — iki farklı görme. Birincisi uzaktan, ikincisi yakından. Haşir meydanında görülen ile içine girildiğinde görülen aynı şey değildir. Sümme burada gerçek bir zaman aralığı bildirir.
İki — te'kîd. Aynı hüküm ikinci kez, bu sefer niteliği belirtilerek söyleniyor. Sümme, derece bakımından uzaklık bildirir.
Üç — görmenin cinsinin belirtilmesi. Altıncı ayet görmeyi haber verdi, yedinci ayet o görmenin hangi kesinlikte olduğunu söylüyor. Bu okuyuşta ikinci ayet birincinin sıfatı gibidir.
Üçü de savunulabilir. Üçüncüsü, 5. ayetteki ilme'l-yakîn kalıbının burada bilinçli olarak tekrarlanmasıyla desteklenir: sûre bir bilgi cinsi söylemişti, şimdi bir görme cinsi söylüyor.
Metin, insanın bir bilgiye sahip olmasıyla o bilgiye göre yaşaması arasındaki uçurumu tarif ediyor. Bunu bir ahlak kusuru olarak değil, bir bilgi türü meselesi olarak koyuyor: elinizdeki bilgi işlemiyorsa, sorun bilginin doğruluğunda değil, cinsindedir.
Bunun sosyal bilimlerdeki karşılığı gerçektir ve zorlama değildir. Psikolojide ve davranış bilimlerinde uzun süredir tartışılan bir olgudur: insanların bir konuda doğru bilgiye sahip olmaları, o bilgiye uygun davranmaları için genellikle yeterli olmaz. Bu boşluk çeşitli adlarla anılır — bilgi-davranış açığı, değer-davranış açığı. En bilinen örnekleri sağlık davranışlarıdır: riskleri en iyi bilenlerin o riskleri en çok almaları alışılmadık bir durum değildir.
Neden böyle olduğu üzerine çeşitli açıklamalar öne sürülür: soyut bilginin duygusal ağırlığının olmaması, uzak sonuçların yakın kazançlar karşısında değersizleşmesi (iktisatta "zamansal indirgeme" denen olgu), riskin istatistiksel değil kişisel algılanması gerekmesi. Bunları birer açıklama denemesi olarak aktarıyorum; hiçbiri kesinleşmiş değildir.
Ama gözlemin kendisi sağlamdır ve ayetin tarifi bu gözlemle örtüşür: bilginin görmeye dönüşmeden davranışı değiştirmediği. Ayetin farkı şu: modern literatür bu boşluğu bir sorun olarak tanımlar ve kapatmanın yollarını arar. Sûre ise boşluğun zorunlu olarak kapanacağını söyler — kapandığı anda ise iş işten geçmiş olacaktır. Sûrenin kurduğu asıl sorun budur.